Koronavirüs salgını nedeniyle çalışanlar evinden çalışmaya, öğrenciler ise uzaktan eğitimle eğitim hayatlarını sürdürmeye başladı. Uzaktan eğitim denildiğinde akla gelen ilk soru ise 'yoklama'nın alınıp alınmadığı. Derslere fiziksel olarak giden öğrenciler, evlerindeyken yoklamaya nasıl katılıyor? Uzaktan eğitimde yoklama alınıyor mu? More
Koronavirüs salgını dolayısıyla dünyada birçok ülke eğitime uzaktan devam etmeye karar verdi. Çalışanlar ‘home office’ modeline geçerken, insanların bir araya gelecekleri ortamlar olabildiğince azaltılmaya çalışılıyor. Bu kapsamda Türkiye de dünyaya ayak uydurarak virüs salgınının daha çok başında öğrencileri okuldan uzaklaştırmaya karar verirken, uzaktan eğitim modeline geçti. Uzaktan eğitim modelinde öğrenciler dersleri internet üzerinden dinleyecek ve öğretmenleriyle etkileşimi de yine internet üzerinden sağlayacak.
Bu sayede öğrencilerin ve öğretmenlerin sağlığı korunurken, eğitim de aksamamış olacak. Ancak öğrencilerin ve elbette velilerin ‘yoklama’ konusunda kafaları karışık. Okula giden öğrenciler, öğretmenlerince yoklamaya tabi tutuluyor ve derse katılım sağlanıyordu. Ancak uzaktan eğitimde öğrenciler gözden uzak olduğundan yoklama sisteminin nasıl yapılacağı bilinmiyor.
Benzer bir modeli bir süredir uygulayan İstanbul Teknik Üniversitesi, uzaktan eğitimde yoklama esasını çok basit bir sisteme dayandırmış durumda. Buna göre Uzaktan eğitim derslerine kayıtlı öğrenciler, derse devam, sınav ve notlara ilişkin hususlarda İTÜ Lisans ve Lisansüstü Eğitim Öğretim Yönetmeliklerinde yer alan düzenlemelere tabidir. Öğretim üyesi ile etkileşimli yapılan uzaktan eğitim dersinde yoklama süreci, ders saati boyunca dersin verildiği platformda çevrimiçi olarak sağlanır. Yani öğrencilerin çevrimiçi olma durumlarına göre yoklama yapılıyor.
UZAKTAN EĞİTİM TELEFONDAN OLUR MU
Uzaktan eğitime katılmak için öğrencinin bilgisayar başında olması gerekmiyor. Telefonunun ekranından da dersleri takip edebilme şansı var. Ancak öğrenimin daha etkin olabilmesi adına bilgisayar ekranının kullanılması ve öğrencinin araştırma yaparken bilgisayardan faydalanması çok daha uygun. Ancak uzaktan eğitim telefondan elbette mümkün.
ÖĞRENCİLERİN MERAK ETTİĞİ SORU: UZAKTAN EĞİTİM DE HOCA BİZİ GÖRECEK Mİ?
Öğrencilerin uzaktan eğitim konusu hakkında merak ettiği sorular arasında ‘hoca bizi görecek mi?’ sorusu akıllara Vizyontele filmindeki sahneyi getirse de, internette konu hakkında en çok yapılan arama olarak dikkat çekiyor.
Sorunun cevabı ise, hayır öğretmenler bu süreçte öğrencilerini görmeyecekler..
UZAKTAN EĞİTİM SİSTEMİ NASIL İŞLEYECEK?
Öğrencilere her sene verdikleri örnek soruların sayısını, iki katına çıkardıklarını belirten Selçuk, “Rahatlasınlar diye yani ‘Merak etmeyin daha çok örnek soru var.’, ‘Size daha çok yardımcı olacağız.’, ‘Sana sınıflarda destek olacağız.’, ‘Ekstra kaynaklar vereceğiz.’ Bizim tarafımızdan bir eksik olmaz.” bilgisini verdi.
Bakan Selçuk, “Uzaktan eğitim sistemi nasıl işleyecek? EBA’ya (Eğitim Bilişim Ağı) nasıl giriş yapılacak?” sorusunu şöyle yanıtladı: “Bütün bunlarla ilgili, velilere yönelik mesela videolar ürettik. Bunları kısmen yaydık. Bir velimiz kendi çocuğu ile ilgili olarak EBA’ya ya da televizyon kanalına adım adım nasıl girecek, nereden bulacak, bütün bunların çok kısa videoları var. Bunları hazırladık. Bunları yeni ilan ettiğimiz için yani ‘Programla birlikte verelim hepsini paket olarak’ böyle bir niyetimiz olduğu için, bunu yapıyoruz. Televizyon kanallarıyla ilgili tüm ayrıntılar birazdan bütün televizyonlarda, haber mecralarında yer alacak. Şu anda dağıtımı yapılıyor. TRT var, alt yapısı bizi çok rahatlattı ve birdenbire 6 kanal bulmak, birdenbire işte 10 tane stüdyo bulmak…”
Uzaktan eğitim verilecek kanalların frekans bilgilerinin açıklanacağını aktaran Selçuk, bütün bilgilendirmeleri yapacaklarını bildirdi.
Ziya Selçuk, uzaktan eğitim verilecek kanalın adının “EBA TV” olduğunu, logosunun bulunduğunu ifade ederek, ilkokul, ortaokul ve lise gibi ayrımları içerdiğini söyledi.
“ORTAK OKUMA SAATLERİ YAPILABİLİR”
Anne ve babaların, ders anındaki görevlerine değinen Selçuk, çocukların konsantrasyon ve odaklanmalarının sağlanacağı bir ders ortamının oluşturulması gerektiğini kaydetti.
Selçuk, öğrencilerin doğru bir üslupla çalışma ortamına davet edilmesi gerektiğini dile getirerek, “Öğrencinin bir amaç edinmesi, kendisine bir hedef koyması ve aileyle bunu yapması çok önemli. Bizim bir eğitim takvimimiz var. Bu eğitim takvimi o kadar kritik ki burada özellikle küçük yaştaki çocuklara her gün hangi oyunun oynanacağı, hangi eğitsel etkinliği yapacağı ve hangi bilimsel içeriklere kavuşulacağı yer alıyor. Bütün bunlar hazır. TÜBİTAK’ın dergileri herkese açık ve ücretsiz.” dedi.
Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğer anne-babalar sınavla ilgili bir endişeye sahiplerse bilsinler ki kitap okuyan çocuklar, sınavlarda daha başarılı oluyor. O yüzden ortak okuma saatleri yapabilirler. Anne, baba evde başka bir şey izlerken, ‘Çocuklara siz orada çalışın’ demek biraz zor. Anne ve babaların işin içine girmelerini bekliyoruz. Bu özel bir durum. Herkesin desteğine ihtiyacımız var. Bizim bunu birlikte yapmamız lazım. Çocukların özellikle küçüklerin fiziksel hareket ihtiyacı var. Evin içinde oturmaktan dolayı fiziksel hareket çok öncelikli. Bu konuda bir tedbire ihtiyaç var. Müzik eşliğinde bazı hareketleri yaptıracağız ama bunun devamı olarak da bazı çalışmalar yapılabilir.”
Fiziksel ihtiyacın yanı sıra duygusal ihtiyacın da önemli olduğunu vurgulayan Selçuk, “Elbette olağanüstü bir durumdan geçiriyoruz. Durum ciddi ama tedbirlerimizi de alıyoruz, yüzlerce tedbir alıyoruz. Bunun içine birazcık esneklik, duygusal rahatlama, çocukları ve velileri rahatlatmak da gerekiyor. Psikososyal destek paketimiz bir iki gün içerisinde devreye giriyor. Bütün bunları niye yapıyoruz? Her şey tedbir değildir. Elbette eğitimsel tedbirler alıyoruz ama her şey eğitimsel tedbir değil. Eğitimsel tedbirler sosyal ve psikolojik tedbirleri de yanına almalı. Durumun ciddiyetinin farkındayız ama tümüyle strese odaklayacak bir yaklaşımdan da kaçınmalıyız, panik olmamalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.
Toplumun kenetlendiği bir sürecin yaşandığının hatırlatılması üzerine Bakan Selçuk, şu değerlendirmelerde bulundu: “Sosyolojik anlamda iyi bir şey ve hepimizin birbirimize ihtiyacımız olduğunu, kenetlenmemiz gerektiğini ve yani küçük kavgalarla enerji tüketmenin toplumun nasıl zayıfladığını gösteriyor bize. Bir taraftan da bizim ödevimizi yapıp Milli Eğitim Bakanlığı olarak velilerimiz için, çocuklarımız için, öğretmenlerimiz için her türlü tedbiri almak ve burada da bilimin ve aklın yolundan şaşmamak… Bizim ödevimiz bu.”
Selçuk, özel ana okulları, servis ve okul ücretleriyle ilgili bir düzenleme olup olmayacağına ilişkin soru üzerine, şunları söyledi: “Bütün bunlarla ilgili çalışmalar sürüyor. Tabii konu sadece içsel bir konu olmanın ötesinde Ticaret Hukuku ile ilgili bir konu. Birtakım ekonomik kurallarla ilgili bir konu, vergi hukuku ile ilgili bir konu, vesaire. Elbette bazı hususlarda mağduriyetler var. Yani diyeyim ki mağazaların önemli bir kısmında alışverişlerin düştüğünü vesaire görüyoruz veya başka hususlarda sorunlar olduğunu fark ediyoruz. Dün açıklanan tedbirler çerçevesinde nerede neyi yapabiliriz, şimdi biraz daha teknik ayrıntıları çalışmaya başladık.”
Öğretmenlere teknoloji eğitimi verdiklerini anlatan Bakan Selçuk, şöyle konuştu: “İhtiyaç her zaman var çünkü teknoloji sürekli değişiyor, dönüşüyor. Fakat Türkiye bu Fatih projesi çerçevesinde çok uzun yıllardır öğretmen eğitimi yapıyor. Bizim yüz binlerce öğretmenimiz EBA nasıl kullanılır, nasıl değerlendirilir, EBA’ya nasıl yükleme yapılır, EBA’dan nasıl indirilir, EBA zenginleştirme çalışmaları nasıl yapılır ve EBA’da bir sınıf etkileşimsel olarak nasıl ders yapar, bunların hepsini biliyorlar. Fakat bu yeni çerçevesi ciddi bir değişiklik içeriyor EBA’nın. Bu anlamda biz yaklaşık 3 aydır şehirlerden davet ettiğimiz binlerce kişiye eğitimler verdik. Dedik ki ‘bakın EBA’da yeni bir standart geldi, yaklaşım değişti, kategorik yapılar oluşturuldu. İhtiyaç temelli bir makine öğrenmesi altyapısı kuruldu. Bunlarla ilgili şu şu eğitimlere ihtiyaç var’ diye binlerce öğretmenimiz bu eğitimi aldı. Onlar bulundukları illerde, okullarda kendi öğretmenleri ile bu işi formatör öğretmenler olarak yaptılar ve yapmaya devam ediyorlardı, geçen haftaya kadar.”
Selçuk, ilk defa öğretmen eğitimlerinin de EBA üzerinden yapılacağını belirterek, “Bizim şu anda tam da bahsettiğiniz konularla ilgili içeriklerimiz var zaten. Bunlarla ilgili eğitimler 23 Mart’ta devam ediyor, bütün öğretmenlerimiz açık.” dedi.
Güncelleme: 19 Mart 2020 15:48
ABD Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA) tarafından Çarşamba günü yapılan resmi açıklamada, geri çağırma kapsamına 550 bin 7 aracın girdiği belirtildi. Söz konusu karar, belirli 2021-2024 model yıllarına ait Highlander ve Highlander Hybrid model araçları kapsıyor. İncelemeler sonucunda, bu araçların ikinci sıra koltuk arkalıklarının ayar sırasında yerine tam olarak kilitlenemediği tespit edildi. Bu durumun, olası bir kaza anında yolcuların güvenliğini tehlikeye atabileceği ve yaralanma riskini önemli ölçüde artırabileceği kaydedildi. Koltuk mekanizmasındaki teknik hata ve çözüm süreci NHTSA tarafından detaylandırılan teknik raporda, araçların ikinci sıra koltuklarında bulunan koltuk arkalığı yatırma tertibatındaki bir arıza üzerinde duruluyor. Belirlenen modellere ait mekanizmalarda yer alan geri dönüş yaylarının, kullanım sırasında kilitlenme işlevini yerine getirmeyebildiği ifade edildi. Bu durumun sürüş güvenliğini doğrudan etkileyebileceği vurgulanırken, Toyota'nın söz konusu güvenlik açığını gidermek için kapsamlı bir onarım programı başlattığı bildirildi. Şirket, yetkili servisler aracılığıyla gerçekleştirilecek olan bu operasyonda, sorunlu olduğu tespit edilen koltuk arkalığı yatırma tertibatlarındaki geri dönüş yaylarını yenileriyle değiştirecek. Geri çağırma işlemi kapsamında yapılacak tüm parça değişimleri ve işçilik hizmetleri, araç sahiplerine herhangi bir ek maliyet yansıtılmadan, tamamen ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. Araç sahiplerine yönelik bilgilendirme sürecinin kısa süre içinde resmi kanallardan başlatılması bekleniyor. Otomotiv sektöründe güvenlik denetimleri ve Toyota'nın pazar konumu Son yıllarda küresel otomobil pazarında artan teknolojik karmaşıklık ve sıkılaşan güvenlik denetimleri, üreticilerin büyük ölçekli geri çağırma kararlarını daha sık duyurmasına neden oluyor. Toyota’nın bu son hamlesi, özellikle markanın en popüler SUV modellerinden biri olan Highlander üzerindeki kalite kontrol süreçlerini yeniden gündeme taşıdı. Kuzey Amerika pazarı, Toyota için kritik bir öneme sahip olduğundan, şirketin bu tür güvenlik risklerine karşı hızlı aksiyon alması, marka sadakati ve tüketici güvenini koruma stratejisi olarak değerlendiriliyor. Piyasa uzmanları, bu tür geri çağırma operasyonlarının kısa vadede maliyetleri artırsa da, uzun vadede markaların hukuki sorumluluklarını azaltması ve güvenlik imajını güçlendirmesi açısından kritik olduğunu vurguluyor. Gelecek dönemde benzer teknik incelemelerin diğer pazarlara da yansıyıp yansımayacağı ise merak konusu olmaya devam ediyor. Bu gelişmenin ardından Toyota hisselerinin piyasa performansı ve tüketici geri bildirimleri, otomotiv sektöründeki genel kalite standartları tartışmalarını da beraberinde getirebilir.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’daki çatışmaların sona ermek üzere olduğuna dair yaptığı açıklamaların ardından, değerli metalin ons fiyatında belirgin bir artış kaydedildi. Comex piyasasında Mart vadeli altın sözleşmeleri, Dow Jones endeksi verilerine göre yüzde 2,7 oranında değer kazanarak 5.229 dolar seviyesine tırmandı. Gümüş vadeli işlemleri ise aynı dönemde yüzde 6’lık sert bir yükselişle altına eşlik etti. Normal şartlarda jeopolitik risklerin azaldığı dönemlerde satış baskısı altında kalması beklenen altının, de-eskalasyon (gerilimin düşmesi) mesajları verilirken yükselmesi piyasa analistleri tarafından "beklentilerin aksine bir hareket" olarak nitelendiriliyor. Risk iştahındaki artış ve dolar endeksindeki geri çekilme Altın fiyatlarındaki bu sıra dışı yükseliş, küresel piyasalardaki genel risk iştahının artması ve riskli varlıklara yönelimin güçlenmesiyle ilişkilendiriliyor. ADM Investor Services Başekonomisti Marc Ostwald, konuya ilişkin değerlendirmesinde, değerli metallerdeki bu hareketin hisse senedi piyasalarındaki yükselişle paralel bir "risk açık" (risk-on) iştahının parçası olduğunu ifade etti. Jeopolitik gerilimin düşmesiyle birlikte enerji maliyetlerinde yaşanan rahatlama, küresel ekonomiye dair olumlu beklentileri destekleyerek varlık fiyatlarını yukarı çekiyor. Diğer taraftan, ABD dolarının diğer para birimleri karşısındaki değerini ölçen DXY dolar endeksinin, petrol fiyatlarındaki düşüşe paralel olarak gerilemesi altını destekleyen bir diğer unsur oldu. ABD doları ile altın fiyatları arasındaki geleneksel ters korelasyonun çalışması, doların zayıfladığı bu süreçte değerli metalin elini güçlendirdi. Başkan Trump’ın İran’daki operasyonların "büyük ölçüde tamamlandığına" dair sosyal medyaya yansıyan ifadeleri, piyasada ilk etapta belirsizliğin azaldığına dair bir iyimserlik yaratsa da, bu durumun kalıcılığı faiz politikalarına yönelik beklentilere bağlı görünüyor. Merkez bankalarının alımları ve altın fiyatlarını etkileyen unsurlar Piyasadaki anlık jeopolitik gelişmelere ek olarak, fiziksel altın talebindeki kurumsal süreklilik fiyatların desteklenmesinde kritik bir rol oynuyor. Çin Merkez Bankası’nın (PBoC) resmi verilerine göre, banka Şubat ayında üst üste 16. ayında da altın rezervlerini artırmaya devam etti. Çin’in toplam altın rezervlerinin 74,2 milyon onsa ulaşması, merkez bankalarının portföylerini çeşitlendirme stratejisinin sürdüğünü ve bu durumun fiyatlar için uzun vadeli bir destek seviyesi oluşturduğunu kanıtlıyor. Ekonomist Marc Ostwald’a göre, piyasalardaki mevcut atmosfer her ne kadar iyimser görünse de riskler tamamen ortadan kalkmış değil. Gerilimin yeniden tırmanması durumunda petrol fiyatlarının tekrar yükselişe geçebileceği ve bunun da merkez bankalarının faiz indirimlerini askıya almasına neden olabileceği vurgulanıyor. "Yüksek faiz, uzun süre" (higher-for-longer) senaryosunun geri dönmesi, normal şartlarda altın fiyatları üzerinde baskı oluşturabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor. Özetle, altın fiyatları kısa vadede jeopolitik manşetler ve doların seyriyle yön bulsa da, uzun vadeli projeksiyonlarda küresel para politikaları ve merkez bankası rezerv yönetimi hamleleri belirleyici olmaya devam edecektir.
Dünyanın en büyük kripto parası, son 24 saat içinde yüzde 0,7 değer kaybederek 69.922 dolar seviyelerinden işlem görüyor. Yatırımcıların Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeleri ve bugün açıklanacak olan ABD enflasyon verilerini yakından takip etmesi, piyasalarda temkinli bir bekleyişe yol açtı. Bitcoin’deki bu aşağı yönlü ivme diğer dijital varlıklara da yansırken; Ethereum yüzde 1,4, XRP ise yüzde 0,4 oranında değer kaybı yaşadı. Piyasalardaki bu geri çekilme, küresel finans piyasalarındaki genel düşüş eğilimiyle paralellik gösteriyor. Küresel piyasalar ve Bitcoin fiyatı üzerindeki makroekonomik baskılar Dijital varlıklardaki değer kaybı, geleneksel finans piyasalarındaki satış baskısını takip ediyor. Salı günü Dow Jones endeksi yüzde 0,1 oranında sınırlı bir düşüşle kapanırken, S&P 500 endeksi yüzde 0,2 değer kaybetti. Özellikle İran ile ilgili askeri sürece dair net bir takvimin ortaya çıkmaması, risk iştahını baskılayan temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Jeopolitik belirsizliklerin arttığı dönemlerde yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşma eğilimi, kripto para birimleri üzerinde doğrudan baskı oluşturuyor. Öte yandan piyasa aktörleri, bugün açıklanacak olan Şubat ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) raporuna odaklanmış durumda. Bu rapor, enflasyonun ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikası üzerindeki olası etkilerini anlamak açısından kritik bir önem taşıyor. Enflasyon verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi durumunda, Fed'in sıkı para politikası duruşunu koruyabileceği endişesi kripto para birimlerindeki volatiliteyi artırabilir. Fed faiz kararı beklentileri ve kripto piyasasında görünüm ABD Federal Açık Piyasa Komitesi’nin (FOMC) 17-18 Mart tarihlerinde yapacağı toplantıda faiz indirimi ihtimali, CME FedWatch aracına göre yüzde 1'in altında seyrediyor. Buna rağmen, kripto para yatırımcıları enflasyon raporunu ABD para politikasının izleyeceği yolu tahmin etmek için dikkatle inceliyor. Tarihsel olarak faiz oranları ile dijital varlık fiyatlarının ters yönde hareket etme eğilimi, enflasyon verisini kripto para ekosistemi için en önemli makroekonomik değişkenlerden biri haline getiriyor. Yüksek seyreden faiz oranları, yatırımcıları daha güvenli limanlara yönlendirirken Bitcoin fiyatı gibi riskli varlık sınıfları üzerinde likidite baskısı yaratıyor. Piyasa analistleri, enflasyonda kalıcı bir yavaşlama sinyali gelmedikçe kripto varlıklardaki yükselişin sınırlı kalabileceğini değerlendiriyor. Sonuç olarak, Orta Doğu’daki askeri gerilimin seyri ve Fed’in faiz patikasını belirleyecek olan veriler, kısa vadede kripto piyasasının yönünü tayin edecek ana unsurlar olmaya devam edecektir.
Küresel gösterge olan Brent petrol vadeli işlemleri yüzde 5 artışla varil başına 92,47 dolara ulaşırken, Batı Teksas türü (WTI) ham petrol vadeli işlemleri ise günün erken saatlerinde yüzde 5,8 değer kazanarak 88,27 dolardan işlem gördü. Piyasalardaki bu hareketlilik, enerji devleri Exxon, Chevron ve Occidental Petroleum hisselerinin de açılış öncesi işlemlerde yukarı yönlü bir ivme kazanmasına yol açtı. Fiyatlardaki artışta, bölgedeki jeopolitik risklerin yanı sıra IEA'nın tarihindeki en büyük rezerv boşaltma hamlesine hazırlandığına yönelik raporlar belirleyici oluyor. Hürmüz Boğazı'nda askeri hareketlilik ve arz güvenliği endişeleri Hürmüz Boğazı’nda tırmanan askeri hareketlilik, küresel petrol arzına yönelik endişeleri zirveye taşıyarak fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. ABD Merkez Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, Salı geç saatlerde Hürmüz Boğazı yakınlarında İran’a ait 16 mayın döşeme gemisinin etkisiz hale getirildiği bildirildi. Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ı boğaza mayın döşenmesinin "daha önce görülmemiş düzeyde" askeri sonuçlar doğuracağı yönündeki uyarısının ardından geldi. Bölgedeki riskler sadece askeri müdahalelerle sınırlı kalmıyor; Birleşik Krallık Deniz Ticareti Operasyonları (UKMTO) bir kargo gemisinin tanımlanamayan bir cisimle vurulduğunu, gemide yangın çıktığını ve mürettebatın tahliye edildiğini duyurdu. İran Devrim Muhafızları Ordusu ise Salı günü yaptığı açıklamada, boğazdan tek bir litre petrolün bile geçişine izin verilmeyeceğini ifade ederek gerilimi tırmandırdı. Ancak gemi takip verileri, İran’ın Çin başta olmak üzere bazı sevkiyatlara devam ettiğini gösteriyor. Bölgedeki bu volatilite, piyasa oyuncularının arz güvenliği konusundaki fiyatlamalarını doğrudan etkiliyor. Küresel piyasalarda IEA rezerv kararı ve enerji arzı beklentileri Uluslararası Enerji Ajansı'nın 32 üye ülkesinin, bugün tarihin en büyük petrol rezervi hamlesini karara bağlaması bekleniyor. Wall Street Journal'ın haberine göre IEA, piyasaları dengelemek amacıyla 400 milyon varillik bir acil durum rezervini serbest bırakmayı planlıyor. Her ne kadar bu hacimdeki bir arzın fiyatları aşağı çekmesi beklense de, piyasa aktörleri organizasyonun elindeki 1,2 milyar varillik kamu stokunun ve 600 milyon varillik zorunlu ticari envanterin daha büyük bir kısmının devreye alınması ihtimalini de yakından takip ediyor. Hafta boyunca petrol piyasalarında gözlemlenen değişimler, ekonomik verilerden ziyade hızlı gelişen manşetler ve stratejik açıklamalarla yön buluyor. WTI fiyatlarının hafta başında 120 dolar sınırına yaklaştıktan sonra 76 dolar seviyelerine kadar gerilemesi ve ardından yeniden toparlanması, piyasanın ne denli volatil bir yapıya büründüğünü teyit ediyor. Özellikle Washington’dan gelen çelişkili açıklamalar yatırımcıların temkinli duruşunu sürdürmesine neden oluyor. Gelecek dönemde, bölgedeki askeri gerilimin seyrinin ve IEA'nın alacağı somut kararların petrol fiyatlarındaki ana trendi belirlemesi, enerji maliyetlerindeki artışın ise küresel enflasyon beklentilerini yeniden şekillendirmesi öngörülüyor.
SUS’un Finans Direktörü Nick Wu, “Apple’ın tarihsel olarak oldukça premium fiyatlandırma stratejisi göz önüne alındığında, bu kadar uygun fiyatlı bir ürün piyasaya sürmesi tüm pazar için gerçekten büyük bir sürpriz” dedi A. Bu ifade, Seeking Alpha tarafından yayımlanan kazanç toplantısı (earnings call) transkriptine dayanıyor. Wu’nun sözleri toplantıda bulunan bir tercüman tarafından İngilizceye çevrildi. Wu, MacBook Neo’nun yalnızca 8 GB RAM gibi bazı sınırlı teknik özelliklere sahip olduğunu ve bunun belirli uygulamaların kullanımını etkileyebileceğini düşündüğünü söyledi. Ancak MacBook Neo incelemesi yapan Patrick Tomasso, dizüstü bilgisayarda DaVinci Resolve ve Final Cut Pro’da 4K video oynattı, Adobe Lightroom’da fotoğraf düzenledi ve Google Chrome’da birçok sekme kullandı. Tüm bunları herhangi bir sorun yaşamadan gerçekleştirdi. Hatta çoğu inceleme MacBook Neo’nun performansını övdü. Wu’ya göre Apple, MacBook Neo’yu daha çok tablet benzeri “içerik tüketimi” odaklı bir cihaz olarak konumlandırıyor gibi görünüyor. “Tabii ki tüm işleri yapamayacağı anlamına gelmiyor, ancak kullanıcı deneyimi ve donanım sınırlamaları göz önüne alındığında deneyimin ana akım ürünlerden önemli ölçüde farklı olduğunu düşünüyorum,” dedi. Buna rağmen Wu, PC endüstrisinin MacBook Neo’nun piyasaya çıkışını “çok ciddiye aldığını” söyledi. “Microsoft, Intel ve AMD gibi üst tedarikçiler dahil tüm PC üreticilerinin bu konuyu çok ciddiye aldığını ve tüm PC ekosisteminde bu ürünle nasıl rekabet edileceğini ciddi şekilde tartıştıklarını düşünüyorum,” dedi Wu. “Tüm PC ekosistemi Apple ile rekabet etmek için karşılık verecek ürünler piyasaya sürecek.” Sonuç olarak Wu, MacBook Neo’nun PC pazarındaki gerçek etkisinin henüz net olmadığını söyledi. “Pazardaki rekabetin nihai sonucunu tahmin etmek zor,” dedi. “Daha fazla zamana ihtiyacımız var.” MacBook Neo’nun piyasaya çıkışıyla birlikte rekabet için geri sayım resmen başlamış durumda.
Xpeng, ikinci nesil P7’nin fiyatlarını açıkladı. 800V mimarisi üzerine geliştirilen elektrikli sedan, 219.800 yuan’dan (yaklaşık 30.750 dolar) başlayan etiketle satışa sunuldu. Selefi Avrupa’da da satıldığı için yeni P7’nin de bir süre gecikmeyle Avrupa pazarına gelmesi bekleniyor. Xpeng P7, özellikleriyle neler sunuyor Yeni Xpeng P7, Çin’de dört farklı donanım seviyesiyle satışa sunuluyor. Ayın başında tanıtılan model, yüksek şarj gücü, uzun menzili ve büyüyen boyutlarıyla dikkat çekiyor. 800V altyapısı sayesinde 486 kW’a kadar şarj 5C desteği sunan sedan, Çin CLTC ölçümlerine göre 820 kilometreye varan menzil vadediyor. Xpeng, yalnızca 10 dakikada 525 kilometrelik menzil kazandırabildiğini, yüzde 10’dan yüzde 80’e şarjın ise 11,3 dakikada tamamlandığını iddia Yeni P7; 5,02 metre uzunluğu, 1,97 metre genişliği ve 3 metrelik aks mesafesiyle selefinden 12 cm daha büyük. Markanın en güncel Xmart Face tasarım dilini benimseyen şık bir liftback olarak karşımıza çıkıyor. Ön bölümde ince bir LED şerit ve aydınlatmalı Xpeng logosu dikkat çekiyor. Tampondaki aktif hava girişi ise sürtünmeyi azaltmak için kapatılabiliyor. P7’nin tasarımındaki diğer öne çıkan unsurlar arasında akıcı bir tavan çizgisi, gövde içine gizlenebilen kapı kolları ve aktif arka spoyler bulunuyor. Tüm bu detaylar sayesinde otomobilin hava sürtünme katsayısı yalnızca 0,201 Cd seviyesinde. İç mekânda ise tamamen yüksek teknolojiye odaklanılmış. Hareket edebilen (15 derece sağ-sol, 10 derece aşağı-yukarı) 15,6 inçlik dokunmatik ekranın yanı sıra Huawei teknolojisiyle geliştirilen 87 inçlik artırılmış gerçeklik özellikli devasa head-up display öne çıkıyor. Ayrıca yapay zekâ destekli sesli asistan ve Xpeng’in kendi geliştirdiği üç Turing AI çipi (toplam 2.500 TOPS işlem gücü) de sisteme entegre edilmiş. Bu çipler sadece bilgi-eğlence ve navigasyon için değil, Seviye 3 otonom sürüş özellikleri için de kullanılıyor. 23 hoparlörlü ses sistemine sahip olan model, 575 litre bagaj hacmine sahip. Arka koltuklar katlandığında bu değer 1929 litreye kadar çıkıyor. Ayrıca ön tarafta da 57 litrelik bir depolama alanı (frunk) mevcut. Elektrikli sedan, 74,9 kWsa LFP ve 92,2 kWsa NMC olmak üzere iki batarya seçeneğiyle geliyor. Versiyona göre menzil 702 ila 820 kilometre arasında değişiyor. Arkadan itişli baz model 270 kW güç sunarken, çift motorlu dört çeker versiyon 437 kW’a ulaşıyor ve 0’dan 100 km/s’ye sadece 3,7 saniyede çıkıyor. Konfor tarafında ise standart olarak sunulan çift körüklü havalı süspansiyon devreye giriyor. Xpeng, sedanı dört farklı versiyonla satışa çıkarıyor: P7 720 olarak adlandırılan giriş versiyon, büyük bataryaya sahip P7 820, çift motora sahip dört tekerlekten çekişli P7 750 AWD ve kısa süre önce tanıtılan makas kapılı (yukarı doğru açılan kapılar) özel AWD versiyonu. Bu özel versiyon, Çin'de 42.200 dolarlık fiyat etiketine sahip. Avrupa’da satışa sunulması neredeyse kesin gözüyle bakılsa da, Çinli elektrikli araçlara getirilen ek gümrük vergileri ve ithalat maliyetleri nedeniyle fiyatların Çin’e kıyasla oldukça yüksek olması bekleniyor.