Show TV ekranlarında yeni başlayacak olan dizi Alev Alev’in oyuncularından Cemre karakterine hayat verecek olan Demet Evgar kimdir sorusuyla vatandaşlar tarafından araştırılıyor. Birçok kişinin sosyal medya platformlarında ve televizyonlarında dönen reklamlarda denk geldiği Alev Alev Cemre Demet Evgar kimdir? Demet Evgar kaç yaşında? Alev Alev dizisinin başrol oyuncularından olan Demet Evgar nereli? İşte, merak edilen tüm bilgiler... More
Türk dizi ve sinema sektörünün önde gelen kadın oyuncularından olan Demet Evgar Show TV ekranlarında yayınlanacak olan yeni dizi projesiyle gündeme geliyor. Avlu, Aile Arasında, Bir Kadın Bir Erkek gibi dizi ve filmlerle başarılı bir oyunculuk kariyeri yaşayan Demet Evgar Alev Alev dizisinde Cemre karakterine hayat verecek. Peki, Alev Alev Cemre Demet Evgar kimdir? Demet Evgar kaç yaşında? Demet Evgar nereli? İşte, detaylar…
ALEV ALEV CEMRE DEMET EVGAR KİMDİR NERELİ VE KAÇ YAŞINDA?
Demet Evgar (19 Mayıs 1980, Manisa), Türk dizi ve sinema oyuncusu.
Manisa’da doğdu. Arnavut kökenlidir. Oyunculuğa 17 yaşındayken, Manisa’daki amatör bir topluluk olan Afsem Tiyatrosu’nda başladı. Sahneye ilk kez Ray Cooney’nin Kaç Baba Kaç oyunuyla çıktı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nü bitirdi.
2009 senesinde Kent Oyuncuları tiyatrosunda Mehmet Birkiye yönetmenliğinde sahnelenen Cimri oyununda Elise karakterini canlandırdı. Bu rol ile 2010 yılında düzenlenen 8. Tiyatro Ödülleri ödül töreninde Yılın Kadın Oyuncusu ödülüne layık görüldü.
“Aslı ile Kerem”, “Bütün Çocuklarım” ve “Emret Komutanım” adlı televizyon dizilerinin yanı sıra “Banyo”, “Beyza’nın Kadınları” isimli sinema filmlerinde oynadı. 2007’de, Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahnelenen “Rock Müzikalleri’nde” rol aldı. 2009’da Mahsun Kırmızıgül’ün Güneşi Gördüm filminde Havar karakterini canlandırdı. 2010 yılında ise Yahşi Batı filminde Cem Yılmaz ve Ozan Güven ile başrolleri paylaşmıştır. Hemen ardından Vay Arkadaş filminde Mete Horozoğlu, Ali Atay ve Fırat Tanış ile birlikte oynamıştır.
DEMET EVGAR’IN OYNADIĞI FİLMLER
2005 Banyo Hülya
2006 Beyza’nın Kadınları Beyza Türker, Rabia Çınar, Dilara, Ayla
2009 Güneşi Gördüm Havar
2010 Yahşi Batı Suzan Van Dyke
2010 Vay Arkadaş Nil
2013 Sen Aydınlatırsın Geceyi Yasemin
2015 Yok Artık! Ceyda
2016 Kötü Kedi Şerafettin Misket ve Tacettin (ses)
2017 Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok Handan
2017 Sofra Sırları Neslihan
2017 Aile Arasında Solmaz
2019 Topal Şükran’ın Maceraları Şükran
DEMET EVGAR’IN OYNADIĞI DİZİLER
2000 Yedi Numara Yeliz
2002 Aslı ile Kerem Yeliz
2002 Tatlı Hayat Defne-İhsan Yıldırım’ın sekreteri
2003 Yuvam Yıkılmasın Hülya
2003 Çınaraltı Nilüfer
2004 Bütün Çocuklarım Eyşan
2005 Emret Komutanım Üsteğmen Çiğdem
2006 Erkekler Ağlamaz Zeynep
2008-2015 1 Kadın 1 Erkek Zeynep Yıldırım
2017 Vatanım Sensin Kara Fatma Konuk oyuncu
2018-2019 Avlu Deniz Demir
2020- Alev Alev Cemre
ABD Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA) tarafından Çarşamba günü yapılan resmi açıklamada, geri çağırma kapsamına 550 bin 7 aracın girdiği belirtildi. Söz konusu karar, belirli 2021-2024 model yıllarına ait Highlander ve Highlander Hybrid model araçları kapsıyor. İncelemeler sonucunda, bu araçların ikinci sıra koltuk arkalıklarının ayar sırasında yerine tam olarak kilitlenemediği tespit edildi. Bu durumun, olası bir kaza anında yolcuların güvenliğini tehlikeye atabileceği ve yaralanma riskini önemli ölçüde artırabileceği kaydedildi. Koltuk mekanizmasındaki teknik hata ve çözüm süreci NHTSA tarafından detaylandırılan teknik raporda, araçların ikinci sıra koltuklarında bulunan koltuk arkalığı yatırma tertibatındaki bir arıza üzerinde duruluyor. Belirlenen modellere ait mekanizmalarda yer alan geri dönüş yaylarının, kullanım sırasında kilitlenme işlevini yerine getirmeyebildiği ifade edildi. Bu durumun sürüş güvenliğini doğrudan etkileyebileceği vurgulanırken, Toyota'nın söz konusu güvenlik açığını gidermek için kapsamlı bir onarım programı başlattığı bildirildi. Şirket, yetkili servisler aracılığıyla gerçekleştirilecek olan bu operasyonda, sorunlu olduğu tespit edilen koltuk arkalığı yatırma tertibatlarındaki geri dönüş yaylarını yenileriyle değiştirecek. Geri çağırma işlemi kapsamında yapılacak tüm parça değişimleri ve işçilik hizmetleri, araç sahiplerine herhangi bir ek maliyet yansıtılmadan, tamamen ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. Araç sahiplerine yönelik bilgilendirme sürecinin kısa süre içinde resmi kanallardan başlatılması bekleniyor. Otomotiv sektöründe güvenlik denetimleri ve Toyota'nın pazar konumu Son yıllarda küresel otomobil pazarında artan teknolojik karmaşıklık ve sıkılaşan güvenlik denetimleri, üreticilerin büyük ölçekli geri çağırma kararlarını daha sık duyurmasına neden oluyor. Toyota’nın bu son hamlesi, özellikle markanın en popüler SUV modellerinden biri olan Highlander üzerindeki kalite kontrol süreçlerini yeniden gündeme taşıdı. Kuzey Amerika pazarı, Toyota için kritik bir öneme sahip olduğundan, şirketin bu tür güvenlik risklerine karşı hızlı aksiyon alması, marka sadakati ve tüketici güvenini koruma stratejisi olarak değerlendiriliyor. Piyasa uzmanları, bu tür geri çağırma operasyonlarının kısa vadede maliyetleri artırsa da, uzun vadede markaların hukuki sorumluluklarını azaltması ve güvenlik imajını güçlendirmesi açısından kritik olduğunu vurguluyor. Gelecek dönemde benzer teknik incelemelerin diğer pazarlara da yansıyıp yansımayacağı ise merak konusu olmaya devam ediyor. Bu gelişmenin ardından Toyota hisselerinin piyasa performansı ve tüketici geri bildirimleri, otomotiv sektöründeki genel kalite standartları tartışmalarını da beraberinde getirebilir.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’daki çatışmaların sona ermek üzere olduğuna dair yaptığı açıklamaların ardından, değerli metalin ons fiyatında belirgin bir artış kaydedildi. Comex piyasasında Mart vadeli altın sözleşmeleri, Dow Jones endeksi verilerine göre yüzde 2,7 oranında değer kazanarak 5.229 dolar seviyesine tırmandı. Gümüş vadeli işlemleri ise aynı dönemde yüzde 6’lık sert bir yükselişle altına eşlik etti. Normal şartlarda jeopolitik risklerin azaldığı dönemlerde satış baskısı altında kalması beklenen altının, de-eskalasyon (gerilimin düşmesi) mesajları verilirken yükselmesi piyasa analistleri tarafından "beklentilerin aksine bir hareket" olarak nitelendiriliyor. Risk iştahındaki artış ve dolar endeksindeki geri çekilme Altın fiyatlarındaki bu sıra dışı yükseliş, küresel piyasalardaki genel risk iştahının artması ve riskli varlıklara yönelimin güçlenmesiyle ilişkilendiriliyor. ADM Investor Services Başekonomisti Marc Ostwald, konuya ilişkin değerlendirmesinde, değerli metallerdeki bu hareketin hisse senedi piyasalarındaki yükselişle paralel bir "risk açık" (risk-on) iştahının parçası olduğunu ifade etti. Jeopolitik gerilimin düşmesiyle birlikte enerji maliyetlerinde yaşanan rahatlama, küresel ekonomiye dair olumlu beklentileri destekleyerek varlık fiyatlarını yukarı çekiyor. Diğer taraftan, ABD dolarının diğer para birimleri karşısındaki değerini ölçen DXY dolar endeksinin, petrol fiyatlarındaki düşüşe paralel olarak gerilemesi altını destekleyen bir diğer unsur oldu. ABD doları ile altın fiyatları arasındaki geleneksel ters korelasyonun çalışması, doların zayıfladığı bu süreçte değerli metalin elini güçlendirdi. Başkan Trump’ın İran’daki operasyonların "büyük ölçüde tamamlandığına" dair sosyal medyaya yansıyan ifadeleri, piyasada ilk etapta belirsizliğin azaldığına dair bir iyimserlik yaratsa da, bu durumun kalıcılığı faiz politikalarına yönelik beklentilere bağlı görünüyor. Merkez bankalarının alımları ve altın fiyatlarını etkileyen unsurlar Piyasadaki anlık jeopolitik gelişmelere ek olarak, fiziksel altın talebindeki kurumsal süreklilik fiyatların desteklenmesinde kritik bir rol oynuyor. Çin Merkez Bankası’nın (PBoC) resmi verilerine göre, banka Şubat ayında üst üste 16. ayında da altın rezervlerini artırmaya devam etti. Çin’in toplam altın rezervlerinin 74,2 milyon onsa ulaşması, merkez bankalarının portföylerini çeşitlendirme stratejisinin sürdüğünü ve bu durumun fiyatlar için uzun vadeli bir destek seviyesi oluşturduğunu kanıtlıyor. Ekonomist Marc Ostwald’a göre, piyasalardaki mevcut atmosfer her ne kadar iyimser görünse de riskler tamamen ortadan kalkmış değil. Gerilimin yeniden tırmanması durumunda petrol fiyatlarının tekrar yükselişe geçebileceği ve bunun da merkez bankalarının faiz indirimlerini askıya almasına neden olabileceği vurgulanıyor. "Yüksek faiz, uzun süre" (higher-for-longer) senaryosunun geri dönmesi, normal şartlarda altın fiyatları üzerinde baskı oluşturabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor. Özetle, altın fiyatları kısa vadede jeopolitik manşetler ve doların seyriyle yön bulsa da, uzun vadeli projeksiyonlarda küresel para politikaları ve merkez bankası rezerv yönetimi hamleleri belirleyici olmaya devam edecektir.
Dünyanın en büyük kripto parası, son 24 saat içinde yüzde 0,7 değer kaybederek 69.922 dolar seviyelerinden işlem görüyor. Yatırımcıların Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeleri ve bugün açıklanacak olan ABD enflasyon verilerini yakından takip etmesi, piyasalarda temkinli bir bekleyişe yol açtı. Bitcoin’deki bu aşağı yönlü ivme diğer dijital varlıklara da yansırken; Ethereum yüzde 1,4, XRP ise yüzde 0,4 oranında değer kaybı yaşadı. Piyasalardaki bu geri çekilme, küresel finans piyasalarındaki genel düşüş eğilimiyle paralellik gösteriyor. Küresel piyasalar ve Bitcoin fiyatı üzerindeki makroekonomik baskılar Dijital varlıklardaki değer kaybı, geleneksel finans piyasalarındaki satış baskısını takip ediyor. Salı günü Dow Jones endeksi yüzde 0,1 oranında sınırlı bir düşüşle kapanırken, S&P 500 endeksi yüzde 0,2 değer kaybetti. Özellikle İran ile ilgili askeri sürece dair net bir takvimin ortaya çıkmaması, risk iştahını baskılayan temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Jeopolitik belirsizliklerin arttığı dönemlerde yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşma eğilimi, kripto para birimleri üzerinde doğrudan baskı oluşturuyor. Öte yandan piyasa aktörleri, bugün açıklanacak olan Şubat ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) raporuna odaklanmış durumda. Bu rapor, enflasyonun ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikası üzerindeki olası etkilerini anlamak açısından kritik bir önem taşıyor. Enflasyon verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi durumunda, Fed'in sıkı para politikası duruşunu koruyabileceği endişesi kripto para birimlerindeki volatiliteyi artırabilir. Fed faiz kararı beklentileri ve kripto piyasasında görünüm ABD Federal Açık Piyasa Komitesi’nin (FOMC) 17-18 Mart tarihlerinde yapacağı toplantıda faiz indirimi ihtimali, CME FedWatch aracına göre yüzde 1'in altında seyrediyor. Buna rağmen, kripto para yatırımcıları enflasyon raporunu ABD para politikasının izleyeceği yolu tahmin etmek için dikkatle inceliyor. Tarihsel olarak faiz oranları ile dijital varlık fiyatlarının ters yönde hareket etme eğilimi, enflasyon verisini kripto para ekosistemi için en önemli makroekonomik değişkenlerden biri haline getiriyor. Yüksek seyreden faiz oranları, yatırımcıları daha güvenli limanlara yönlendirirken Bitcoin fiyatı gibi riskli varlık sınıfları üzerinde likidite baskısı yaratıyor. Piyasa analistleri, enflasyonda kalıcı bir yavaşlama sinyali gelmedikçe kripto varlıklardaki yükselişin sınırlı kalabileceğini değerlendiriyor. Sonuç olarak, Orta Doğu’daki askeri gerilimin seyri ve Fed’in faiz patikasını belirleyecek olan veriler, kısa vadede kripto piyasasının yönünü tayin edecek ana unsurlar olmaya devam edecektir.
Küresel gösterge olan Brent petrol vadeli işlemleri yüzde 5 artışla varil başına 92,47 dolara ulaşırken, Batı Teksas türü (WTI) ham petrol vadeli işlemleri ise günün erken saatlerinde yüzde 5,8 değer kazanarak 88,27 dolardan işlem gördü. Piyasalardaki bu hareketlilik, enerji devleri Exxon, Chevron ve Occidental Petroleum hisselerinin de açılış öncesi işlemlerde yukarı yönlü bir ivme kazanmasına yol açtı. Fiyatlardaki artışta, bölgedeki jeopolitik risklerin yanı sıra IEA'nın tarihindeki en büyük rezerv boşaltma hamlesine hazırlandığına yönelik raporlar belirleyici oluyor. Hürmüz Boğazı'nda askeri hareketlilik ve arz güvenliği endişeleri Hürmüz Boğazı’nda tırmanan askeri hareketlilik, küresel petrol arzına yönelik endişeleri zirveye taşıyarak fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. ABD Merkez Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, Salı geç saatlerde Hürmüz Boğazı yakınlarında İran’a ait 16 mayın döşeme gemisinin etkisiz hale getirildiği bildirildi. Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ı boğaza mayın döşenmesinin "daha önce görülmemiş düzeyde" askeri sonuçlar doğuracağı yönündeki uyarısının ardından geldi. Bölgedeki riskler sadece askeri müdahalelerle sınırlı kalmıyor; Birleşik Krallık Deniz Ticareti Operasyonları (UKMTO) bir kargo gemisinin tanımlanamayan bir cisimle vurulduğunu, gemide yangın çıktığını ve mürettebatın tahliye edildiğini duyurdu. İran Devrim Muhafızları Ordusu ise Salı günü yaptığı açıklamada, boğazdan tek bir litre petrolün bile geçişine izin verilmeyeceğini ifade ederek gerilimi tırmandırdı. Ancak gemi takip verileri, İran’ın Çin başta olmak üzere bazı sevkiyatlara devam ettiğini gösteriyor. Bölgedeki bu volatilite, piyasa oyuncularının arz güvenliği konusundaki fiyatlamalarını doğrudan etkiliyor. Küresel piyasalarda IEA rezerv kararı ve enerji arzı beklentileri Uluslararası Enerji Ajansı'nın 32 üye ülkesinin, bugün tarihin en büyük petrol rezervi hamlesini karara bağlaması bekleniyor. Wall Street Journal'ın haberine göre IEA, piyasaları dengelemek amacıyla 400 milyon varillik bir acil durum rezervini serbest bırakmayı planlıyor. Her ne kadar bu hacimdeki bir arzın fiyatları aşağı çekmesi beklense de, piyasa aktörleri organizasyonun elindeki 1,2 milyar varillik kamu stokunun ve 600 milyon varillik zorunlu ticari envanterin daha büyük bir kısmının devreye alınması ihtimalini de yakından takip ediyor. Hafta boyunca petrol piyasalarında gözlemlenen değişimler, ekonomik verilerden ziyade hızlı gelişen manşetler ve stratejik açıklamalarla yön buluyor. WTI fiyatlarının hafta başında 120 dolar sınırına yaklaştıktan sonra 76 dolar seviyelerine kadar gerilemesi ve ardından yeniden toparlanması, piyasanın ne denli volatil bir yapıya büründüğünü teyit ediyor. Özellikle Washington’dan gelen çelişkili açıklamalar yatırımcıların temkinli duruşunu sürdürmesine neden oluyor. Gelecek dönemde, bölgedeki askeri gerilimin seyrinin ve IEA'nın alacağı somut kararların petrol fiyatlarındaki ana trendi belirlemesi, enerji maliyetlerindeki artışın ise küresel enflasyon beklentilerini yeniden şekillendirmesi öngörülüyor.
SUS’un Finans Direktörü Nick Wu, “Apple’ın tarihsel olarak oldukça premium fiyatlandırma stratejisi göz önüne alındığında, bu kadar uygun fiyatlı bir ürün piyasaya sürmesi tüm pazar için gerçekten büyük bir sürpriz” dedi A. Bu ifade, Seeking Alpha tarafından yayımlanan kazanç toplantısı (earnings call) transkriptine dayanıyor. Wu’nun sözleri toplantıda bulunan bir tercüman tarafından İngilizceye çevrildi. Wu, MacBook Neo’nun yalnızca 8 GB RAM gibi bazı sınırlı teknik özelliklere sahip olduğunu ve bunun belirli uygulamaların kullanımını etkileyebileceğini düşündüğünü söyledi. Ancak MacBook Neo incelemesi yapan Patrick Tomasso, dizüstü bilgisayarda DaVinci Resolve ve Final Cut Pro’da 4K video oynattı, Adobe Lightroom’da fotoğraf düzenledi ve Google Chrome’da birçok sekme kullandı. Tüm bunları herhangi bir sorun yaşamadan gerçekleştirdi. Hatta çoğu inceleme MacBook Neo’nun performansını övdü. Wu’ya göre Apple, MacBook Neo’yu daha çok tablet benzeri “içerik tüketimi” odaklı bir cihaz olarak konumlandırıyor gibi görünüyor. “Tabii ki tüm işleri yapamayacağı anlamına gelmiyor, ancak kullanıcı deneyimi ve donanım sınırlamaları göz önüne alındığında deneyimin ana akım ürünlerden önemli ölçüde farklı olduğunu düşünüyorum,” dedi. Buna rağmen Wu, PC endüstrisinin MacBook Neo’nun piyasaya çıkışını “çok ciddiye aldığını” söyledi. “Microsoft, Intel ve AMD gibi üst tedarikçiler dahil tüm PC üreticilerinin bu konuyu çok ciddiye aldığını ve tüm PC ekosisteminde bu ürünle nasıl rekabet edileceğini ciddi şekilde tartıştıklarını düşünüyorum,” dedi Wu. “Tüm PC ekosistemi Apple ile rekabet etmek için karşılık verecek ürünler piyasaya sürecek.” Sonuç olarak Wu, MacBook Neo’nun PC pazarındaki gerçek etkisinin henüz net olmadığını söyledi. “Pazardaki rekabetin nihai sonucunu tahmin etmek zor,” dedi. “Daha fazla zamana ihtiyacımız var.” MacBook Neo’nun piyasaya çıkışıyla birlikte rekabet için geri sayım resmen başlamış durumda.
Xpeng, ikinci nesil P7’nin fiyatlarını açıkladı. 800V mimarisi üzerine geliştirilen elektrikli sedan, 219.800 yuan’dan (yaklaşık 30.750 dolar) başlayan etiketle satışa sunuldu. Selefi Avrupa’da da satıldığı için yeni P7’nin de bir süre gecikmeyle Avrupa pazarına gelmesi bekleniyor. Xpeng P7, özellikleriyle neler sunuyor Yeni Xpeng P7, Çin’de dört farklı donanım seviyesiyle satışa sunuluyor. Ayın başında tanıtılan model, yüksek şarj gücü, uzun menzili ve büyüyen boyutlarıyla dikkat çekiyor. 800V altyapısı sayesinde 486 kW’a kadar şarj 5C desteği sunan sedan, Çin CLTC ölçümlerine göre 820 kilometreye varan menzil vadediyor. Xpeng, yalnızca 10 dakikada 525 kilometrelik menzil kazandırabildiğini, yüzde 10’dan yüzde 80’e şarjın ise 11,3 dakikada tamamlandığını iddia Yeni P7; 5,02 metre uzunluğu, 1,97 metre genişliği ve 3 metrelik aks mesafesiyle selefinden 12 cm daha büyük. Markanın en güncel Xmart Face tasarım dilini benimseyen şık bir liftback olarak karşımıza çıkıyor. Ön bölümde ince bir LED şerit ve aydınlatmalı Xpeng logosu dikkat çekiyor. Tampondaki aktif hava girişi ise sürtünmeyi azaltmak için kapatılabiliyor. P7’nin tasarımındaki diğer öne çıkan unsurlar arasında akıcı bir tavan çizgisi, gövde içine gizlenebilen kapı kolları ve aktif arka spoyler bulunuyor. Tüm bu detaylar sayesinde otomobilin hava sürtünme katsayısı yalnızca 0,201 Cd seviyesinde. İç mekânda ise tamamen yüksek teknolojiye odaklanılmış. Hareket edebilen (15 derece sağ-sol, 10 derece aşağı-yukarı) 15,6 inçlik dokunmatik ekranın yanı sıra Huawei teknolojisiyle geliştirilen 87 inçlik artırılmış gerçeklik özellikli devasa head-up display öne çıkıyor. Ayrıca yapay zekâ destekli sesli asistan ve Xpeng’in kendi geliştirdiği üç Turing AI çipi (toplam 2.500 TOPS işlem gücü) de sisteme entegre edilmiş. Bu çipler sadece bilgi-eğlence ve navigasyon için değil, Seviye 3 otonom sürüş özellikleri için de kullanılıyor. 23 hoparlörlü ses sistemine sahip olan model, 575 litre bagaj hacmine sahip. Arka koltuklar katlandığında bu değer 1929 litreye kadar çıkıyor. Ayrıca ön tarafta da 57 litrelik bir depolama alanı (frunk) mevcut. Elektrikli sedan, 74,9 kWsa LFP ve 92,2 kWsa NMC olmak üzere iki batarya seçeneğiyle geliyor. Versiyona göre menzil 702 ila 820 kilometre arasında değişiyor. Arkadan itişli baz model 270 kW güç sunarken, çift motorlu dört çeker versiyon 437 kW’a ulaşıyor ve 0’dan 100 km/s’ye sadece 3,7 saniyede çıkıyor. Konfor tarafında ise standart olarak sunulan çift körüklü havalı süspansiyon devreye giriyor. Xpeng, sedanı dört farklı versiyonla satışa çıkarıyor: P7 720 olarak adlandırılan giriş versiyon, büyük bataryaya sahip P7 820, çift motora sahip dört tekerlekten çekişli P7 750 AWD ve kısa süre önce tanıtılan makas kapılı (yukarı doğru açılan kapılar) özel AWD versiyonu. Bu özel versiyon, Çin'de 42.200 dolarlık fiyat etiketine sahip. Avrupa’da satışa sunulması neredeyse kesin gözüyle bakılsa da, Çinli elektrikli araçlara getirilen ek gümrük vergileri ve ithalat maliyetleri nedeniyle fiyatların Çin’e kıyasla oldukça yüksek olması bekleniyor.