in

Lozan barış anlaşması ne zaman bitecek? Lozan bitince ne olacak?

Birinci Dünya savaşından galip gelen taraflarla imzalanan Lozan Barış Anlaşması, Türk istiklal ve hakimiyetinin tanınması yönünden önem arz etmektedir. Peki Lozan barış anlaşması ne zaman bitecek ve Lozan bitince ne olacak? İşte, merak edilen bazı detaylar LOZAN NE ZAMAN BİTECEK? Lozan barış anlaşmasının ne zaman biteceği konusunda birçok spekülasyon yer alsa da, resmi belgeler incelendiğinde bu anlaşmanın 100 yıl içerisinde tamamlanacağına dair bilgi yer almamaktadır. Uzmanların ele aldığı bilgilere göre barış anlaşmalarının geçerlilik süresi bir sonraki savaşa kadardır. Toplam bir önsöz, 5 bölüm ve 143 maddeden oluşan Lozan için özet maiyetindeki konular şu şekildedir; Sınırlar Güney Sınırı 20 Ekim 1921, Ankara İtilafnamesi gereğince Fransa ile anlaşılarak güney sınırı kararlaştırılmış, Lozan’da bu sınır sadece teyid edilmiştir. Irak Sınırı Lozan Barış Antlaşması’nda Irak sınırı uyuşmazlığı çözülememiştir. Antlaşma’da, Türk topraklarının tahliyesinden itibaren bu uyuşmazlığın dokuz ay zarfında dostane bir şekilde halledileceği beyan olunuyordu. Batı Sınırlarımız Yunanlılarla batı sınırı, Misak-ı Milli’ye uygun, Mudanya Mütarekesi’nde öngörüldüğü gibi Meriç nehri sınır olmak üzere düzenlenmiştir. Karaağaç ve havalisi de Yunanlılardan alınarak savaş tamiratı karşılığı gereği Türkiye’ye bırakılmıştır. Ege Denizi’nde Bozcaada ve İmroz Türkiye’ye bırakılmıştır. Ayrıca Yunanlıların elinde bırakılan Anadolu kıyısına yakın adalar da, askersiz hale getirilmiştir. Azınlıklar Birinci Dünya Savaşı’na son veren barış antlaşmalarında azınlıkların himayesine ait hükümler mevcuttur. Lozan Barış Antlaşması’nın bu hususla ilgili hükümleri tetkik olduğunda, azınlıklar bir imtiyaza mazhar olmamışlardır. Türk teb’asından sayılan gayri müslimlerin kanun ve hukuk düzeni önünde eşitliği söz konusu olmuştur. Lozan Barış Antlaşması’nın 42. maddesi ile gayri müslim azınlıklar yararına olarak kabul edilen şahsi haklar ile aile hakları, Medeni Kanunumuzun yürürlüğe girmesi ile önem ve anlamını yitirmiştir. Böylece Patrikhanelerin dünya işlerinde ve azınlıkların şahsi muamelelerinde hiçbir yetkileri kalmamıştır. Kapitülasyonlar Kapitülasyonlar, adli, mali ve idari sahada ecnebilere tanınan imtiyaz ve muafiyetlerdir. Barış Antlaşması’nın 28. maddesiyle bütün sonuçları ile birlikte kaldırılmış ve yeni Türkiye, asırlardan beri çekilen bir beladan da sonsuza dek kurtulmuştur. Harp Tazminatı Dünya Savaşı’nın galipleri, bizden I. Dünya Savaşı sebebiyle tamirat talep etmişler, ayrıca buna ek olarak işgal masrafı, kendi teb’alarının zarar ve ziyanlarını da buna eklemişlerdir. Savaş içinde Almanya’dan borç karşılığı ve rehin bulunan beş milyon altın ve savaş yıllarında İngiltere’ye sipariş edilen donanma bedeli de kendi ellerinde bulunduğundan bizlere verilmemiş ve tazminat karşılığı tutulmuştur. Dünya Savaşı’na giren mağlup devletlere esaslı mali bir yük olan bu beladan, geleceğe bir borç bırakılmada, sadece fiilen elimizde bulunmayan meblağ karşılık gösterilerek, büyük bir başarı ile işin içinden sıyrılınmıştır. Türkiye, Yunanistan’ın harbin devamından ve bunun neticelerinden doğan mali vaziyetini nazarı dikkate alarak tazminat hususunda her türlü taleplerinden Karaağaç ve havalisinin Türkiye’ye bırakılması şartı ile vazgeçiyordu. Borçlar Sorunu 1845’den itibaren I. Dünya Savaşı sonuna kadar devam eden Osmanlı amme borçları, I. Dünya Savaşı’nda yapılan istikrazlar da dahil, büyük bir yekün teşkil ediyordu. Sene tertipleri üzerinden borcun taksimi yerine, sermaye üzerinden borcun taksimi ile esas borç toplamı bir hayli azaltılmıştır. Diğer taraftan bu borçlar Ormanlı İmparatorluğu’ndan ayrılan devletlere de gelirle orantılı olarak bölünmüştür. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu’nun Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan’a olan borçları bu devletlerle de yapılan antlaşmalarla I. Dünya Savaşı’nın galiplerine devredilmiştir. Osmanlı amme borçlarının diğer çetin bir safhası da tediye edeceğimiz borçların hangi para ile ödenmesi hususunda kendini göstermiştir. Karşı taraf bunu altın veya sterlin olarak talep etmiştir. Biz Türk parası ve Fransız frangı olarak ödemeyi teklif ettik. Aradaki farkın muazzam meblağlara varmasına rağmen, burada da görüşümüz kabul edilmiştir. Boğazlar Lozan’da imza olunan en önemli belgelerden biri de, Türk boğazlarının statüsü ile ilgili Sözleşme’dir. Boğazla sorunu Lozan’da Barış Antlaşmasında madde 23’te genel olarak yer almış, Barış Antlaşması’na ek Lozan Boğazlar Sözleşmesi ile ayrıca ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Boğazlardan serbest geçişi, Boğazlar Komisyonu’nun kurulmasını, Boğazların ve civarının askersiz hale getirilmesini hedef tutan ve Milletler Cemiyeti’nin de garantisini sağlayan hükümleri ihtiva eden bu Sözleşme, 1936’da Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile değiştirilmiş, milli hakimiyeti sınırlayıcı hükümler kaldırılmış, milli çıkarlarımıza uygun hale getirilmiştir. Nüfus Değişimi Lozan’da çözümlenen bir diğer önemli sorun da, İstanbul’da yaşayan Rumlarla Batı Trakya’da yaşayan Türkler hariç, Türkiye’deki bütün Rumlarla, Yunanistan’daki bütün Türklerin değiştirileceğini öngören sözleşmenin, Barış Antlaşması’na ek olarak imzalanmış olmasıdır. Lozan Barış Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı’nın sağladığı, Türk milletinin hayati hakları ve emellerini gerçekleştirdiği bir eserdir. Lozan aynı zamanda, Orta Doğu’nun en önemli bir bölgesinde devamlı bir barış ve güvenliği kurmak ve devam ettirmekle dünya barışına da hizmet etmiştir. Türkiye Lozan’da genel olarak, Misak-ı Milli’yi gerçekleştirmiştir. İsmet Paşa, antlaşmayı Büyük Millet Meclisi’ne sunarken söylediği nutukta Lozan’dan getirdiği Türkiye’yi şöyle tarif etmiştir: “Mütecanis, yeknesak (birlik ve bütünlük içinde) bir vatan; bunun dahilinde (içinde) harice (dışa) karşı gayri tabii kuyuttan (olağanüstü sınırlamalardan) ve hükümet içinde hükümet ifade eden imtiyazattan (ayrıcalıklardan) müberra (aklanmış) bir vaziyet; gayri tabii (olağanüstü) mükellefatı maliyeden (mali yükümlülüklerden) azade (kurtulmuş) bir hal, hakk-ı müdafaası mutlak, menabii mebzul (kaynakları bol) ve serbest bir vatan. Bu vatanın adı Türkiye’dir. O Türkiye’yi bu muahedenameler (antlaşmalar) ifade ve tavzih etmektedir.” LOZANIN ASLİ BELGESİNİ OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

Birinci Dünya savaşından galip gelen taraflarla imzalanan Lozan Barış Anlaşması, Türk istiklal ve hakimiyetinin tanınması yönünden önem arz etmektedir. Peki Lozan barış anlaşması ne zaman bitecek ve Lozan bitince ne olacak? İşte, merak edilen bazı detaylar

LOZAN NE ZAMAN BİTECEK?

Lozan barış anlaşmasının ne zaman biteceği konusunda birçok spekülasyon yer alsa da, resmi belgeler incelendiğinde bu anlaşmanın 100 yıl içerisinde tamamlanacağına dair bilgi yer almamaktadır. Uzmanların ele aldığı bilgilere göre barış anlaşmalarının geçerlilik süresi bir sonraki savaşa kadardır.

Toplam bir önsöz, 5 bölüm ve 143 maddeden oluşan Lozan için özet maiyetindeki konular şu şekildedir;

  1. Sınırlar
  2. Güney Sınırı

20 Ekim 1921, Ankara İtilafnamesi gereğince Fransa ile anlaşılarak güney sınırı kararlaştırılmış, Lozan’da bu sınır sadece teyid edilmiştir.

  1. Irak Sınırı

Lozan Barış Antlaşması’nda Irak sınırı uyuşmazlığı çözülememiştir. Antlaşma’da, Türk topraklarının tahliyesinden itibaren bu uyuşmazlığın dokuz ay zarfında dostane bir şekilde halledileceği beyan olunuyordu.

  1. Batı Sınırlarımız

Yunanlılarla batı sınırı, Misak-ı Milli’ye uygun, Mudanya Mütarekesi’nde öngörüldüğü gibi Meriç nehri sınır olmak üzere düzenlenmiştir. Karaağaç ve havalisi de Yunanlılardan alınarak savaş tamiratı karşılığı gereği Türkiye’ye bırakılmıştır. Ege Denizi’nde Bozcaada ve İmroz Türkiye’ye bırakılmıştır. Ayrıca Yunanlıların elinde bırakılan Anadolu kıyısına yakın adalar da, askersiz hale getirilmiştir.

  1. Azınlıklar

Birinci Dünya Savaşı’na son veren barış antlaşmalarında azınlıkların himayesine ait hükümler mevcuttur. Lozan Barış Antlaşması’nın bu hususla ilgili hükümleri tetkik olduğunda, azınlıklar bir imtiyaza mazhar olmamışlardır. Türk teb’asından sayılan gayri müslimlerin kanun ve hukuk düzeni önünde eşitliği söz konusu olmuştur.

Lozan Barış Antlaşması’nın 42. maddesi ile gayri müslim azınlıklar yararına olarak kabul edilen şahsi haklar ile aile hakları, Medeni Kanunumuzun yürürlüğe girmesi ile önem ve anlamını yitirmiştir. Böylece Patrikhanelerin dünya işlerinde ve azınlıkların şahsi muamelelerinde hiçbir yetkileri kalmamıştır.

  1. Kapitülasyonlar

Kapitülasyonlar, adli, mali ve idari sahada ecnebilere tanınan imtiyaz ve muafiyetlerdir. Barış Antlaşması’nın 28. maddesiyle bütün sonuçları ile birlikte kaldırılmış ve yeni Türkiye, asırlardan beri çekilen bir beladan da sonsuza dek kurtulmuştur.

  1. Harp Tazminatı
  2. Dünya Savaşı’nın galipleri, bizden I. Dünya Savaşı sebebiyle tamirat talep etmişler, ayrıca buna ek olarak işgal masrafı, kendi teb’alarının zarar ve ziyanlarını da buna eklemişlerdir. Savaş içinde Almanya’dan borç karşılığı ve rehin bulunan beş milyon altın ve savaş yıllarında İngiltere’ye sipariş edilen donanma bedeli de kendi ellerinde bulunduğundan bizlere verilmemiş ve tazminat karşılığı tutulmuştur.
  3. Dünya Savaşı’na giren mağlup devletlere esaslı mali bir yük olan bu beladan, geleceğe bir borç bırakılmada, sadece fiilen elimizde bulunmayan meblağ karşılık gösterilerek, büyük bir başarı ile işin içinden sıyrılınmıştır.

Türkiye, Yunanistan’ın harbin devamından ve bunun neticelerinden doğan mali vaziyetini nazarı dikkate alarak tazminat hususunda her türlü taleplerinden Karaağaç ve havalisinin Türkiye’ye bırakılması şartı ile vazgeçiyordu.

  1. Borçlar Sorunu

1845’den itibaren I. Dünya Savaşı sonuna kadar devam eden Osmanlı amme borçları, I. Dünya Savaşı’nda yapılan istikrazlar da dahil, büyük bir yekün teşkil ediyordu.

Sene tertipleri üzerinden borcun taksimi yerine, sermaye üzerinden borcun taksimi ile esas borç toplamı bir hayli azaltılmıştır. Diğer taraftan bu borçlar Ormanlı İmparatorluğu’ndan ayrılan devletlere de gelirle orantılı olarak bölünmüştür. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu’nun Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan’a olan borçları bu devletlerle de yapılan antlaşmalarla I. Dünya Savaşı’nın galiplerine devredilmiştir.

Osmanlı amme borçlarının diğer çetin bir safhası da tediye edeceğimiz borçların hangi para ile ödenmesi hususunda kendini göstermiştir. Karşı taraf bunu altın veya sterlin olarak talep etmiştir. Biz Türk parası ve Fransız frangı olarak ödemeyi teklif ettik. Aradaki farkın muazzam meblağlara varmasına rağmen, burada da görüşümüz kabul edilmiştir.

  1. Boğazlar

Lozan’da imza olunan en önemli belgelerden biri de, Türk boğazlarının statüsü ile ilgili Sözleşme’dir. Boğazla sorunu Lozan’da Barış Antlaşmasında madde 23’te genel olarak yer almış, Barış Antlaşması’na ek Lozan Boğazlar Sözleşmesi ile ayrıca ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Boğazlardan serbest geçişi, Boğazlar Komisyonu’nun kurulmasını, Boğazların ve civarının askersiz hale getirilmesini hedef tutan ve Milletler Cemiyeti’nin de garantisini sağlayan hükümleri ihtiva eden bu Sözleşme, 1936’da Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile değiştirilmiş, milli hakimiyeti sınırlayıcı hükümler kaldırılmış, milli çıkarlarımıza uygun hale getirilmiştir.

  1. Nüfus Değişimi

Lozan’da çözümlenen bir diğer önemli sorun da, İstanbul’da yaşayan Rumlarla Batı Trakya’da yaşayan Türkler hariç, Türkiye’deki bütün Rumlarla, Yunanistan’daki bütün Türklerin değiştirileceğini öngören sözleşmenin, Barış Antlaşması’na ek olarak imzalanmış olmasıdır.

Lozan Barış Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı’nın sağladığı, Türk milletinin hayati hakları ve emellerini gerçekleştirdiği bir eserdir. Lozan aynı zamanda, Orta Doğu’nun en önemli bir bölgesinde devamlı bir barış ve güvenliği kurmak ve devam ettirmekle dünya barışına da hizmet etmiştir.

Türkiye Lozan’da genel olarak, Misak-ı Milli’yi gerçekleştirmiştir. İsmet Paşa, antlaşmayı Büyük Millet Meclisi’ne sunarken söylediği nutukta Lozan’dan getirdiği Türkiye’yi şöyle tarif etmiştir: “Mütecanis, yeknesak (birlik ve bütünlük içinde) bir vatan; bunun dahilinde (içinde) harice (dışa) karşı gayri tabii kuyuttan (olağanüstü sınırlamalardan) ve hükümet içinde hükümet ifade eden imtiyazattan (ayrıcalıklardan) müberra (aklanmış) bir vaziyet; gayri tabii (olağanüstü) mükellefatı maliyeden (mali yükümlülüklerden) azade (kurtulmuş) bir hal, hakk-ı müdafaası mutlak, menabii mebzul (kaynakları bol) ve serbest bir vatan. Bu vatanın adı Türkiye’dir. O Türkiye’yi bu muahedenameler (antlaşmalar) ifade ve tavzih etmektedir.”

LOZANIN ASLİ BELGESİNİ OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor...

0