in

Kuduz nedir nasıl bulaşır? İnsanda ve hayvanda kuduz nasıl anlaşılır?

İnsanlarda ve hayvanlarda kudur belirtileri vatandaşların en merak ettiği konular arasındaki yerini alıyor. İnternette yapılan araştırmalar arasında bu iki konunun öne çıktığı görülürken, Kuduz hastalığı ile ilgili diğer bilgiler de merak ediliyor. Kuduzun doğadaki temel kaynağı kurt, çakal, tilki, domuz, ayı, sırtlan gibi vahşi hayvanlardır. Ayrıca sadece Güney Amerika’da görülen bir tür yarasa kuduz virüsünü taşımaktadır. Kuduz virüsü bir şekilde köpek, kedi, eşek gibi evcil hayvanlara geçerek bunlar arasında da varlığını sürdürebilir. Yılan, kertenkele gibi soğukkanlı hayvanlar kuduz virüsü taşımazlar. Kuşlar, tavuklar, fareler, hamsterler ve tavşanlar tarafından ısırılmalar kuduz riski taşımazlar. Hemen hemen bütün hayvanlar kuduz virüsünü aldıktan sonra hastalanarak ölürler. Sadece yarasalar kendileri hastalanmadan kuduz virüsünü taşıyabilirler. Hayvanlarda Kuduz Belirtileri; Hayvanın huyunda veya hareketlerinde değişimler, korkaklık, sinirlilik ve saldırganlık görülebilir. Hayvanda genellikle şiddetli ısırma isteği bulunur. Vücudunda felçler, yutkunma güçlüğü, salya akması, kasılmalar görülebilir. *Bu belirtileri gösteren hayvanlardan uzak durulmalı ve en kısa sürede İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine haber verilmelidir. İnsanlarda Kuduz Belirtileri; Kuduz hayvanın yol açtığı yara yerindeki sinirler yoluyla virüs beyine gider ve burada üreyerek çoğalmaya başlar. Bu süreç yavaş ilerlemektedir. Virüsün vücuda girişinden sonra hastalık belirtileri çıkana kadar geçen süreye kuluçka dönemi denir. Bu dönem ortalama 20 – 60 gün arasında değişmekle beraber, ısırık yerinin beyine yakınlığı, yaranın büyüklüğü ve yara yerinin sinirlerden zenginliğine bağlı olarak kuluçka süresi kısalabilir veya uzayabilir. 4–5 güne kadar kısalabilir veya bir yıla kadar uzayabilir. Isırılan vücut bölgesinde duyu değişikliği, Parezi veya paralizi (Felç), Yutma güçlüğü, Sudan korkma, Bilinç kaybı, Kasılmalar, Kaygı bozuklukları. Hastalığın Tanısı Nasıl Konulur? Kuduz hastalığının kesin tanısı laboratuvar teşhisiyle konulmaktadır. Hastalığın Tedavisi Var Mıdır? Kuduz, kliniği geliştikten sonra ölümle sonuçlanan bir hastalık olup, tedavisi bulunmamaktadır. Ancak belirtilen kuduz bulaşma yollarından birine maruz kalınmışsa, kişi kuduzu önlemek amacıyla mutlaka sağlık kuruluşuna müracaat etmelidir. Sağlık kuruluşunda planlanan kuduz profilaksisi (kuduz aşısı vb.) uygulamaları ile kuduz önlenebilir. Hastalıktan Korunmak İçin Neler Yapılır? Kuduz, ölümle sonuçlanan bir hastalık olduğundan, korunma yaklaşımları hayat kurtarıcıdır. Bu nedenle; Yara veya ısırık bölgesi vakit kaybedilmeden bol su ve sabunla iyice yıkanmalı,yıkama işlemi bittikten sonra alkol veya tentürdiyot gibi iyotlu antiseptikler uygulanmalıdır. Göz, ağız veya burun kuduz riskli temasa maruz kaldıysa bol su ile yıkanmalıdır. En kısa sürede sağlık kuruluşuna müracaat edilmeli, hekimin düzenleyeceği aşılama programı aksatılmadan uygulanmalıdır. Evcil hayvanlar kontrol altında tutulmalı, özellikle geceleri serbest bırakılmamalıdır. Kedi ve köpeklere her yıl mutlaka kuduz aşısı yaptırılmalıdır. Çevrede hasta, garip davranış sergileyen veya ölmüş hayvanların görülmesi halinde bunlara yaklaşılmamalı ve ilgili yerler (Belediyeler, Muhtarlıklar İl, İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri) haberdar edilmelidir. Kuduz riski olan hayvanlarla sık temas eden kişilere temas öncesi aşılama, kuduz riskli teması olanlara da hekim değerlendirmesine göre temas sonrası kuduz aşılaması uygulanmalıdır. Kuduz şüpheli ısırıklarda neler yapılmalıdır? Bu konu kuduz hastalığının nasıl olduğu nasıl geliştiğinden çok daha önemlidir. Çünkü kuduz hastalığı riski olduğunda tedavi değil alınacak önlemler hayat kurtarıcıdır. Bunların en başında gelen en etkin işlem yara yerinin bol sabunlu su ile yıkanmasıdır. Uygulanması her yerde yapılabilecek olan bu çok kolay işlemin yaralanan kişinin kuduz olma riskini yüzde 90’ın üzerinde azalttığı saptanmıştır. Yapılacak ikinci en önemli işlem mümkünse yaralanmaya yol açan hayvanı gözetim altına almaktır. Daha önce değindiğimiz gibi kuduz olan hayvan en geç bir hafta içinde ölmektedir. Gözlem altına alınan hayvanın 10 gün sağ kalması kuduz riskinin ortadan kalktığını gösterecektir. Bu, bizi gereksiz korku ve panikten koruyacaktır. Diğer önemli nokta ise en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna başvurmaktır. Olayın nasıl olduğu, ısıran hayvanın sahipli olup olmadığı, gözlem altına alınıp alınmadığı konularında doğru ve eksiksiz bilgi verilmelidir. Hastayı değerlendiren hekim tüm verileri dikkate alarak verecektir. Yaranın yeri, yaranın büyüklüğü, ısırılmanın bir nedeninin olması, yaranın sabunlu su ile yıkanmış olması, hayvanın gözlem altında olup olmadığı göz önüne alınarak aşılama yapılıp yapılmayacağına karar verecektir. Bundan sonra hastanın yapması gereken hekimin öğütlerini eksiksiz yerine getirmektir. Kuduz Aşısı Uygulaması Gerektirmeyen Durumlar Nelerdir? Ülkemizde ve dünyada bugünkü verilerle fare, sıçan, sincap, hamster, kobay, gerbil, tavşan, yabani tavşan ısırıklarında insana kuduz geçişi gösterilmemiştir. Bu nedenle hayvan sağlığı ile ilgili kurumlar özel bir veri bildirmedikçe, bu tür hayvan ısırıklarında, Bugünkü verilerle, ülkemizde eve giren yarasaların ısırığı veya evde yarasa bulunması durumunda (doğal ortamdaki mağaralarda olan yarasa teması vaka temelli değerlendirilir), Soğukkanlı hayvanlar (yılan, kertenkele, kaplumbağa vb.) tarafından ısırılma durumunda, Kümes hayvanları ısırıklarında, Sağlam derinin yalanması, hayvana dokunma veya besleme, Bilinen ve halen sağlam bir kedi veya köpek tarafından 10 günden daha önce ısırılmış veya temas etmiş olanlara, Daha sonra kuduz olduğu anlaşılan bir hayvanı beslemiş olmak, kan, süt, idrar ve dışkısıyla kişinin sağlam derisinin temas etmiş olması, pişmiş etini yemiş, kaynatılmış sütünü içmiş veya bu sütle yapılan süt ürünlerini tüketmiş olmak, Kuduz hastasına rutin bakım yapan sağlık personeline riskli teması olmadıkça (müköz membran veya bütünlüğü bozulmuş deri teması, ısırma vs.) kuduz aşısı yapılmasına gerek yoktur.

İnsanlarda ve hayvanlarda kudur belirtileri vatandaşların en merak ettiği konular arasındaki yerini alıyor. İnternette yapılan araştırmalar arasında bu iki konunun öne çıktığı görülürken, Kuduz hastalığı ile ilgili diğer bilgiler de merak ediliyor.

Kuduzun doğadaki temel kaynağı kurt, çakal, tilki, domuz, ayı, sırtlan gibi vahşi hayvanlardır. Ayrıca sadece Güney Amerika’da görülen bir tür yarasa kuduz virüsünü taşımaktadır. Kuduz virüsü bir şekilde köpek, kedi, eşek gibi evcil hayvanlara geçerek bunlar arasında da varlığını sürdürebilir. Yılan, kertenkele gibi soğukkanlı hayvanlar kuduz virüsü taşımazlar. Kuşlar, tavuklar, fareler, hamsterler ve tavşanlar tarafından ısırılmalar kuduz riski taşımazlar. Hemen hemen bütün hayvanlar kuduz virüsünü aldıktan sonra hastalanarak ölürler. Sadece yarasalar kendileri hastalanmadan kuduz virüsünü taşıyabilirler.

Hayvanlarda Kuduz Belirtileri;

Hayvanın huyunda veya hareketlerinde değişimler, korkaklık, sinirlilik ve saldırganlık görülebilir.
Hayvanda genellikle şiddetli ısırma isteği bulunur. Vücudunda felçler, yutkunma güçlüğü, salya akması, kasılmalar görülebilir. *Bu belirtileri gösteren hayvanlardan uzak durulmalı ve en kısa sürede İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine haber verilmelidir.

İnsanlarda Kuduz Belirtileri;

Kuduz hayvanın yol açtığı yara yerindeki sinirler yoluyla virüs beyine gider ve burada üreyerek çoğalmaya başlar. Bu süreç yavaş ilerlemektedir. Virüsün vücuda girişinden sonra hastalık belirtileri çıkana kadar geçen süreye kuluçka dönemi denir. Bu dönem ortalama 20 – 60 gün arasında değişmekle beraber, ısırık yerinin beyine yakınlığı, yaranın büyüklüğü ve yara yerinin sinirlerden zenginliğine bağlı olarak kuluçka süresi kısalabilir veya uzayabilir. 4–5 güne kadar kısalabilir veya bir yıla kadar uzayabilir.

Isırılan vücut bölgesinde duyu değişikliği,
Parezi veya paralizi (Felç),
Yutma güçlüğü,
Sudan korkma,
Bilinç kaybı,
Kasılmalar,
Kaygı bozuklukları.

Hastalığın Tanısı Nasıl Konulur?

Kuduz hastalığının kesin tanısı laboratuvar teşhisiyle konulmaktadır.

Hastalığın Tedavisi Var Mıdır?

Kuduz, kliniği geliştikten sonra ölümle sonuçlanan bir hastalık olup, tedavisi bulunmamaktadır. Ancak belirtilen kuduz bulaşma yollarından birine maruz kalınmışsa, kişi kuduzu önlemek amacıyla mutlaka sağlık kuruluşuna müracaat etmelidir. Sağlık kuruluşunda planlanan kuduz profilaksisi (kuduz aşısı vb.) uygulamaları ile kuduz önlenebilir.

Hastalıktan Korunmak İçin Neler Yapılır?

Kuduz, ölümle sonuçlanan bir hastalık olduğundan, korunma yaklaşımları hayat kurtarıcıdır. Bu nedenle;

Yara veya ısırık bölgesi vakit kaybedilmeden bol su ve sabunla iyice yıkanmalı,yıkama işlemi bittikten sonra alkol veya tentürdiyot gibi iyotlu antiseptikler uygulanmalıdır.

Göz, ağız veya burun kuduz riskli temasa maruz kaldıysa bol su ile yıkanmalıdır.

En kısa sürede sağlık kuruluşuna müracaat edilmeli, hekimin düzenleyeceği aşılama programı aksatılmadan uygulanmalıdır.

Evcil hayvanlar kontrol altında tutulmalı, özellikle geceleri serbest bırakılmamalıdır.
Kedi ve köpeklere her yıl mutlaka kuduz aşısı yaptırılmalıdır.

Çevrede hasta, garip davranış sergileyen veya ölmüş hayvanların görülmesi halinde bunlara yaklaşılmamalı ve ilgili yerler (Belediyeler, Muhtarlıklar İl, İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri) haberdar edilmelidir.

Kuduz riski olan hayvanlarla sık temas eden kişilere temas öncesi aşılama, kuduz riskli teması olanlara da hekim değerlendirmesine göre temas sonrası kuduz aşılaması uygulanmalıdır.

Kuduz şüpheli ısırıklarda neler yapılmalıdır?

Bu konu kuduz hastalığının nasıl olduğu nasıl geliştiğinden çok daha önemlidir. Çünkü kuduz hastalığı riski olduğunda tedavi değil alınacak önlemler hayat kurtarıcıdır. Bunların en başında gelen en etkin işlem yara yerinin bol sabunlu su ile yıkanmasıdır. Uygulanması her yerde yapılabilecek olan bu çok kolay işlemin yaralanan kişinin kuduz olma riskini yüzde 90’ın üzerinde azalttığı saptanmıştır. Yapılacak ikinci en önemli işlem mümkünse yaralanmaya yol açan hayvanı gözetim altına almaktır. Daha önce değindiğimiz gibi kuduz olan hayvan en geç bir hafta içinde ölmektedir. Gözlem altına alınan hayvanın 10 gün sağ kalması kuduz riskinin ortadan kalktığını gösterecektir. Bu, bizi gereksiz korku ve panikten koruyacaktır. Diğer önemli nokta ise en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna başvurmaktır. Olayın nasıl olduğu, ısıran hayvanın sahipli olup olmadığı, gözlem altına alınıp alınmadığı konularında doğru ve eksiksiz bilgi verilmelidir. Hastayı değerlendiren hekim tüm verileri dikkate alarak verecektir. Yaranın yeri, yaranın büyüklüğü, ısırılmanın bir nedeninin olması, yaranın sabunlu su ile yıkanmış olması, hayvanın gözlem altında olup olmadığı göz önüne alınarak aşılama yapılıp yapılmayacağına karar verecektir. Bundan sonra hastanın yapması gereken hekimin öğütlerini eksiksiz yerine getirmektir.

Kuduz Aşısı Uygulaması Gerektirmeyen Durumlar Nelerdir?

Ülkemizde ve dünyada bugünkü verilerle fare, sıçan, sincap, hamster, kobay, gerbil, tavşan, yabani tavşan ısırıklarında insana kuduz geçişi gösterilmemiştir. Bu nedenle hayvan sağlığı ile ilgili kurumlar özel bir veri bildirmedikçe, bu tür hayvan ısırıklarında,

Bugünkü verilerle, ülkemizde eve giren yarasaların ısırığı veya evde yarasa bulunması durumunda (doğal ortamdaki mağaralarda olan yarasa teması vaka temelli değerlendirilir),

Soğukkanlı hayvanlar (yılan, kertenkele, kaplumbağa vb.) tarafından ısırılma durumunda,
Kümes hayvanları ısırıklarında,

Sağlam derinin yalanması, hayvana dokunma veya besleme,

Bilinen ve halen sağlam bir kedi veya köpek tarafından 10 günden daha önce ısırılmış veya temas etmiş olanlara,
Daha sonra kuduz olduğu anlaşılan bir hayvanı beslemiş olmak, kan, süt, idrar ve dışkısıyla kişinin sağlam derisinin temas etmiş olması, pişmiş etini yemiş, kaynatılmış sütünü içmiş veya bu sütle yapılan süt ürünlerini tüketmiş olmak,

Kuduz hastasına rutin bakım yapan sağlık personeline riskli teması olmadıkça (müköz membran veya bütünlüğü bozulmuş deri teması, ısırma vs.) kuduz aşısı yapılmasına gerek yoktur.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor...

0