PSİAR testi pek çok vatandaşın araştırdığı konu olmaya başladı. Virüslerin teşhis edilmesinde çok önemli bir yere sahip olan PCR testi, basit birkaç adım ile gerçekleştirilebiliyor. PSİAR testi sonrasında kişi, herhangi bir virüs taşıyorsa onun belirtilerini erken zamanda öğrenebiliyor. İşte, PCR testi yöntemi hakkında merak edilen bazı bilgiler
PSİAR TESTİ NEDİR?
Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PCR), Deoksiribo Nükleik Asit (DNA) aranması amacıyla ilk kez 1985 yılında Kary Mullis tarafından keşfedilmiş, yüksek ölçüde duyarlı ve özgün bir teknik olarak tanımlanmış ve bu tekniğin bulucusu, tanı ve araştırma olanaklarında evrime yol açan bu başarısından ötürü Nobel ödülünü almaya hak kazanmıştır. Bu evrimsel buluştan
sonra diyagnostik mikrobiyoloji yeni bir sürece girmiş, nükleik asit amplifikasyon teknolojileri mikroorganizmaların fenotipik özelliklerinin tanımlanması temeline dayanan standart tanı tekniklerinin yerini almaya, hatta bazı mikroorganizmaların tespiti için altın-standart olmaya başlamıştır.
PSİAR TESTİ İNFEKSİYON TEŞHİSİNDE ÖNEMLİ ROL OYNUYOR
PCR teknikleri infeksiyonların teşhisi, özel amaçlarla genlerin belirlenmesi, özel DNA parçalarının klonlanmasında önem kazanmış, bakteri kontaminasyonu, genetiği değiştirilmiş DNA’nın varlığı ve gıda içeriklerinin özgünlüğünün kontrolü gibi yeni alanlarda da incelemelere olanak sağlamıştır.
Mikrobiyoloji alanında kullanılan, mikroskobik ve kültürel teknikler, antijen arayan
metotlar ve serolojik testler geleneksel diyagnostik mikrobiyolojik analizleri oluşturmaktadırlar. Bu tekniklerin kullanımlarını düşük özgünlük oranı, yavaş üreyen, üremesinde çok hassas ortamlar gerektiren ya da apatojen ve saprofitik mikroorganizmalar gibi sebepler kısıtlamaktadır. İmmunosupresyon, antimikrobiyal tedaviler veya spesifik olmayan kros reaksiyonlar da geleneksel diyagnostik mikrobiyolojik analizlerin önemli sorunlarındandır.
PCR geleneksel metotların yerini her zaman tamamen alamaz. Fakat yavaş üreyen ve
teşhisi günler/haftalar alan mikroorganizmalar ile, doğal konaklarının dışında üretilmesi çok
zor olan ve bu nedenle tespit edilemeyen mikroorganizmaların teşhisinde PCR’ın kullanımı
çok önem kazanmıştır. PCR ile yakın türler arasında ya da alt tipler arasında ayırım yapılabilir ve klinik örnekler ön zenginleştirmeye gereksinim duymadan hızlı şekilde test edilebilirler.
PCR’ın en büyük avantajlarından biri de transport nedeniyle ölmüş olduğundan kültürle
üretilemeyecek durumlarda ve kronik persistent etkenlerde kullanılabilmesidir.
PSİAR TESTİ İLE VÜCUTTAKİ VİRÜSLER TESPİT EDİLİYOR
Günümüzde insan ve hayvanların infeksiyöz hastalıklarının teşhisi ve epidemiyolojik
çalışmaları, PCR tabanlı tekniklerin uygulama ya sokulmasıyla olağanüstü bir hız kazanmıştır.
Bakteri, virüs, mantar veya parazitin izolasyonu ve identifikasyonu için, oldukça uzun ve zahmetli bir dizi laboratuvar işleminin yapılmasını gerektiren uygulamalara PCR’ın devreye girmesiyle gerek kalmamıştır.
PCR TESTİ NE KADAR SÜRER VE NASIL YAPILIR?
Temelde hava ısıtmalı ve blok ısıtmalı olmak üzere iki çeşit PCR makinası vardır. Bu
iki sistem arasında önemli farklar bulunmaktadır. Öncelikle hava bloğa göre çok daha hızlı
ısınıp soğuduğu için PCR zamanı minimuma inmektedir. Geleneksel blok ısıtmalı PCR makinelerinde aksesuarların sıcaklık geçirgenliğinin az olması, arzu edilen sıcaklığa uzun zamanlarda erişilebilmesi, dolayısıyla zamanın çoğunun denaturasyon, annealing ve ekstensiyon basamaklarına geçişte harcanması, bu aletlerin kullanımlarıyla ilgili büyük dezavantajlar getirmektedir. Günümüzde artık pek kullanılmayan blok ısıtmalı thermalcycler makinelerinde PCR süresi 2-4 saat almaktadır


