Cuma günleri cuma ezanından önce ve Perşembe günleri yatsı ezanından önce okunarak Cuma Namazını hatırlatır. İşte, sela hakkında Diyanet’ten alınan tüm bilgiler…
Bazı özel günlerde ezandan önce veya kılınacak cenaze namazını haber vermek amacıyla camilerde; “es-salâtu ve’s-selâmu aleyke ya resûlallah, es-salâtu ve’s-selâmu aleyke ya habîballah, es-salâtu vesselâmu aleyke ya seyyide’l-evvelîne ve’l-âhirîn, ve selâmun ale’l-murselîn, ve’l-hamdu lillahi Rabbi’l-âlemîn” şeklinde okunan salâ (salavat) şu anlama gelmektedir: “Salât ve selâm (Allah’ın rahmet ve esenliği) sana olsun ey Allah’ın elçisi, sevgili kulu, geçmiş gelecek bütün insanların hayırlısı! Salât ve selam bütün peygamberlere olsun. Hamd (övgü ve şükür) de âlemlerin rabbi Allah’adır.”
Salâ, Hz. Peygambere (s.a.s.) selam ve övgüdür. Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde Hz. Peygambere (s.a.s.) çeşitli durumlarda salât-ü selam getirilmesi tavsiye edilmiş (Ahzâb, 33/56; Tirmizî, Deavât, 66; Ebû Dâvûd, Vitr, 23) ise de ne asr-ı saâdette ne de ilk dönemlerde câmilerde salâ okunmuştur. Bununla birlikte Kitap ve Sünnet’te Hz. Peygamber ve diğer peygamberlere salât getirilmesi örneklerine binaen örfümüzde değişik kalıplarda pek çok salâ metni var olagelmiştir.
Sonuç itibarıyla dinî açıdan özel önemi olan gün ve geceleri hatırlatmak, meydana gelen bir vefatı ve kılınacak cenaze namazını haber vermek amacıyla salâ okunması, kültürel bir değer olarak kabul edilebilir ve bu yönüyle de dinî açıdan herhangi bir sakınca taşımadığı söylenebilir.
Cuma ve bayram selâsı; Yaşadığımız zamanda hala uygulanan cuma ezanından bir saat önce müezzinlerin minareden yüksek sesle salavat getirmeleri, hem insanların salavat getirmelerini hatırlatmak yönünden hem de yoğun olarak çalışan insanlara cuma namazını hatırlatmaları bakımından selâ okunur. Selâyı duyan, o günün cuma olduğunu hatırlar. Önceleri bayram ve cuma namazlarından önce dilkeşhâveran makamında okunur. Bu salâ içinde Cuma Sûresi’nin cuma namazıyla ilgili ayeti ve hadislerden bölümlerde söylenirdi.
Anadolu’nun birçok şehrinde pazartesi ve perşembe geceleri hatta bazı yerlerde her vakit okunurdu. Şunu belirtelim Diyanet İşleri Başkanlığı, vatandaşlardan gelen yoğun talep üzerine perşembe akşamı verilen selâ geleneğini İstanbul’da yeniden hayata geçirdi. Anadolunun bazı yörelerinde hala devam etmekte. Cenaze salâsı; vefat haberinin duyurulması maksadıyla hüseyni okunan salât-ü selâm ile cenâzenin kabre götürülüşü sırasında düzenlenen cenaze alayında ve definden sonra okunan salâ olmak üzere iki çeşittir. Salât-ı Ümmiyye; bazı dinî törenlerde ve dinî günlerde, kısaca salât-ü selâm getirilmesidir. Ölümü haber vermek için, mahallede bir cenaze varsa hüzünlü bir sesle okunmaya başlar selâ.
Mahalle sakinlerinden kimin vefat ettiğini öğrenmek isteyen kulak kesilir. Çoğu kişinin selâya dair zihnindeki bilgi bundan ibarettir. Bugün sadece vefat haberini vermek için minareden okunan selânın öğrettiği herkesin ölüme soğuk bakmasını engeller. Niye sadece Mevlânâ’nın ölümüne şeb-i arus deniyor. Biz de ölümümüze böyle bakabiliriz. Bu gelenekler korkuyu uzaklaştırır.
Cenaze selasında farklı olarak ölümle ilgili hadis ve ayetler okunuyor. “Vakit geçmeden önce namaz kılmakta acele ediniz, ölüm gelmeden tövbede acele ediniz.” hadisleriyle “Her canlı ölümü tadacaktır, Allah’tan geldik Allah’a gideceğiz.” ayetleri okunur. Selâ, bazı kaynaklara göre Fatimiler zamanında Mısır’da başlamış, bazı kaynaklara göre ise Hz. Ömer’in torunu Abdülaziz döneminde Emevilerin zamanında okunmaya başlamış. Osmanlı, bu geleneğe diğer Müslüman toplumlardan daha çok sahip çıkmış.
Selâ birliğe çağrı ve uyanın yöntemidir. Halka saldırı girişimi üzerine de hem tepki hem haber verme amacıyla selâlar okunuyor. “Sela, Anadolu’nun kutlu nefesidir” Bu topraklar Hz. Muhammed’e saygının bir sonucunda ‘cihan imparatorluğu’ namı ile anılır olmuşlar. Ona gösterdikleri saygı, bizim irfanımızdan kaynaklanmış. Sadece dinin salt kuralları değil aynı zamanda kalbi birlik beraberlik boyutunu yaşayan Anadolu Müslümanları bu boyutu yüzyıllar boyunca oluşturdukları medeniyetle İslam’ın irfan boyutunu da yaşamaktadırlar.

