in

Vacip ne demek? Vacip nedir?

Vacip, “Vecebe” fiilinden türemiştir. İslam dinine göre yapılması gerekli olan eylem şeklinde belirtilen vacip kelimesi, dini alimlerden sıklıkla duyulmaktadır. Peki, derinlemesine incelendiğinde vacip nedir? İşte, vacip kelimesi hakkında detaylı bilgiler İSLAM DİNİNDE VACİP KELİMESİ NE DEMEK? Vacip kelimesini oluşturan “Vecebe” fiili ve türevlerinin âyet ve hadislerde yer alış biçimlerini şu şekilde sıralamak mümkündür: “… Yan üstü yere düştüklerinde ise artık canı çıktığında ondan yeyin…” âyetinde “vecebe” fiili “yere düşme”yi ifade etmektedir. Bu âyette “vecebe” kelimesinin çağrıştırdığı ilk mana “zorunluluk”tur. Hal böyle olunca vâcibin “karşı konulamaz bir mecburiyet” içerdiğini söylemek mümkün olmaktadır. Ebû Ya’lâ (v. 458/1066) bu âyeti açıklarken, vâcibin “kişi üzerine düşmüş, ancak yapılmasıyla ayrılacak bir görev” olduğunu vurgulamaktadır. Tirmizî’nin (v. 279/893) cuma namazının îfâ edilme mecburiyetini ifâde etmek üzere hadis sonrasında verdiği değerlendirmede, bu durumun muhayyerlik değil; “vücûb” olduğunu söylemesi, o dönemde serbestiyet ve zorunluluk algılarının ilişkisine işaret eder. Buna göre, “vâcib” muhayyerliğin üstünde olmak üzere “zorunluluk” ve “bağlayıcılık” ifâde eden bir kelime olarak anlaşılmakta ve kullanılmaktadır. Ancak bağlayıcılığın derecesi bakımından bu dönem için belirsizlik vardır. “Cuma günü, ihtilam olan her kişi üzerine mânevî temizlik vâcibdir.” gibi hadislerde “vecebe” fiilinin türevi olan “evcebe” fiilinin “zorunlu olarak bir görevi yapma” veya “bir işi îfâ etme” anlamlarında kullanıldığı görülmektedir. Guslün gerekliliği ve zorunluluğunu ifâde etmek üzere de “vecebe” fiili kullanılmıştır. “Vecebe” kelimesinin güneşin batışına ve tabiat kanunlarına bağlı zorunluluğa işaret olmak üzere kullanıldığı da görülmektedir. Sahîh-i Buhârî’nin, namaz kitabının ikinci başlığı, “giyimin namazda vücûbu” şeklindedir. Bu başlığın ardından gelen “huzû zînetekum ınde külli mescidin” âyeti başlığı belirleyen Buhari döneminde kavramın nasıl anlaşıldığına işaret eder. Şârî’nin emir sîgasıyla talep ettiği bir fiil “vâcib” kelimesiyle ifade edilmiştir. Bu haliyle Buhârî’nin (v. 256/869) “vâcib” kavramını mütekelliminin ele alış biçimiyle kabul etmiş olduğunu söylemek mümkün görülebilse de üzerinde durulan dönemde açık kavramsal ayrışmanın bulunmadığı dikkatten kaçırılmamalıdır.

Vacip, “Vecebe” fiilinden türemiştir. İslam dinine göre yapılması gerekli olan eylem şeklinde belirtilen vacip kelimesi, dini alimlerden sıklıkla duyulmaktadır. Peki, derinlemesine incelendiğinde vacip nedir? İşte, vacip kelimesi hakkında detaylı bilgiler

İSLAM DİNİNDE VACİP KELİMESİ NE DEMEK?

Vacip kelimesini oluşturan “Vecebe” fiili ve türevlerinin âyet ve hadislerde yer alış biçimlerini şu şekilde sıralamak mümkündür:

“… Yan üstü yere düştüklerinde ise artık canı çıktığında ondan yeyin…” âyetinde “vecebe” fiili “yere düşme”yi ifade etmektedir. Bu âyette “vecebe” kelimesinin çağrıştırdığı ilk mana “zorunluluk”tur. Hal böyle olunca
vâcibin “karşı konulamaz bir mecburiyet” içerdiğini söylemek mümkün olmaktadır. Ebû Ya’lâ (v. 458/1066) bu âyeti açıklarken, vâcibin “kişi üzerine düşmüş, ancak yapılmasıyla ayrılacak bir görev” olduğunu vurgulamaktadır.

Tirmizî’nin (v. 279/893) cuma namazının îfâ edilme mecburiyetini ifâde etmek üzere hadis sonrasında verdiği değerlendirmede, bu durumun muhayyerlik değil; “vücûb” olduğunu söylemesi, o dönemde serbestiyet ve zorunluluk algılarının ilişkisine işaret eder. Buna göre, “vâcib” muhayyerliğin üstünde olmak üzere “zorunluluk” ve “bağlayıcılık” ifâde eden bir kelime olarak anlaşılmakta ve kullanılmaktadır. Ancak bağlayıcılığın derecesi bakımından bu dönem için belirsizlik vardır.

“Cuma günü, ihtilam olan her kişi üzerine mânevî temizlik vâcibdir.” gibi hadislerde “vecebe” fiilinin türevi olan “evcebe” fiilinin “zorunlu olarak bir görevi yapma” veya “bir işi îfâ etme” anlamlarında kullanıldığı görülmektedir. Guslün gerekliliği ve zorunluluğunu ifâde etmek üzere de “vecebe” fiili kullanılmıştır. “Vecebe” kelimesinin güneşin batışına ve tabiat kanunlarına bağlı zorunluluğa işaret olmak üzere kullanıldığı da görülmektedir.

Sahîh-i Buhârî’nin, namaz kitabının ikinci başlığı, “giyimin namazda vücûbu” şeklindedir. Bu başlığın ardından gelen “huzû zînetekum ınde külli mescidin” âyeti başlığı belirleyen Buhari döneminde kavramın nasıl anlaşıldığına işaret eder.

Şârî’nin emir sîgasıyla talep ettiği bir fiil “vâcib” kelimesiyle ifade edilmiştir. Bu haliyle Buhârî’nin (v. 256/869) “vâcib” kavramını mütekelliminin ele alış biçimiyle kabul etmiş olduğunu söylemek mümkün görülebilse de
üzerinde durulan dönemde açık kavramsal ayrışmanın bulunmadığı dikkatten kaçırılmamalıdır.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor...

0