Felsefe’de Allah’ın varlığı genelde ontolojik, kozmolojik ve teleolojik delillere dayalı olarak ispatlanmaya çalışılmıştır. Ekmel, kelime anlamı bakımından en mükemmel, eksiği olmayan, kusursuz anlamlarına gelmektedir. Son günlerde arama motorlarında sıkça araştırılan ekmel varlık nedir sorusu gündemdeki yerini aldı. İnsan, zihni doğrultusunda mükemmel varlık inancını taşımaktadır. Bu doğrultuda şüphesiz ki mükemmel varlık olarak yüce yaratıcı Allah insan aklına gelmektedir. Peki, ekmel varlık nedir? İşte, ekmel varlık nedir sorusunun detaylı yanıtı…
Ekmel varlık nedir?
Dini araştırmalar ve tartışmalar arasında “Ekmel Varlık Delili” dikkat çekmektedir. İnternette sıkça araştırılan Ekmel Varlık Delili hakkındaki detaylı bilgiye yazımızdan ulaşabilirsiniz. İslam dininde Allah’ın varlığını ve birliğini belirli deliller çerçevesinde ortaya konmuştur. Bu kapsamda de Allah’ın varlığının delilleri: Hudus delili, İmkan delili ve Ekmel Varlık delili! Ekmel Varlık delili, evrende bulunan her şeyde belirli ölçüde eksiklik, zayıflık bulunmaktadır der. Bu varlıkların sahip olduğu eksiklikleri ve zayıflıkları tamamlamak için uğraş verilmesi, Allah’ın varlığının delillerinden bir tanesidir.
Ekmel Varlık Delil nedir?
Felsefe tarihinde Allah’ın varlığı genelde ontolojik, kozmolojik ve teleolojik delillere dayalı olarak ispatlanmaya çalışılmıştır. Bunlara modern dönemde öne çıkan dinî tecrübe ve ahlâk delilleri de eklenebilir. Ontolojik delil, her türlü tecrübî verinin dışında zihnî bir ispat delili olup en yetkin varlık tasavvuru üzerine kuruludur. Bu delil “ekmel varlık” ve “ilk sebep”le bağlantılı olarak Fârâbî ve İbn Sînâ’nın düşüncesinde de bulunmakla birlikte daha çok Saint Anselme ve Descartes tarafından geliştirilmiş, ancak Allah’ın varlığının zihnî bir mefhum üzerine kurulamayacağı, çünkü tanrı fikriyle onun varlığı arasında zorunlu bir ilişkinin bulunmadığı gerekçesiyle Saint Thomas, Kant ve diğer bazı filozoflarca eleştirilmiştir (bk. VÜCÛD). Evrenden hareketle oluşturulan kozmolojik delil ise Eflâtun ve Aristo’nun âlemdeki hareketi açıklayabilmek için ortaya koydukları ilk hareket ettirici (muharrik-i evvel) teziyle felsefenin gündemine girmiştir. Birçok ispat yöntemini içeren bu delil İslâm düşünce tarihinde “hudûs” ve “imkân” adlarıyla yer almıştır.


