Allah’ın Aslanı lakabıyla tanınan ve İslam dünyasının önemli isimlerinden biri olan Hz. Ali kaçıncı halife sorusuyla araştırılmaya başlandı. Ali İslam tarihinde üzerinde en çok tartışılan şahsiyetlerden biridir. Özellikle, tefsir, fıkıh ve dini düşünce alanındaki üstünlüğü kabul görür. Peki, Hz. Ali kaçıncı halife? İşte, Hz. Ali kaçıncı halife sorusunun yanıtı…
Hz. Ali kaçıncı halife?
Ali bin Ebu Talib, İslam Devleti’nin 656-661 yılları arasındaki halifesidir. Dört halife döneminin en sonuncu üyesi olarak da bilinir. İslam peygamberi Muhammed’in hem damadı hem de amcası Ebu Talib’in oğlu olan Ali, Muhammed’in İslam’a davetini kabul eden ilk erkektir. Sünni İslam’a göre Ali, dört halifenin sonuncusu, Şii İslam’a göre ise imamların ilki ve Muhammed’in hak vârisidir. Şii ve Sünni İslam arasındaki farklılaşmanın ana nedeni Muhammed’in gerçek vârisinin kim olduğu konusundaki görüş farklılığından ileri gelmektedir.
Ebu Talib ve Fatıma bint Esed’in çocukları olan Ali, Kabe’de doğan tek insan olup, İslam Peygamberi’nin himayesinde büyümüştür. Muhammed’e vahiy geldiğinde ise, onun davetini kabul eden ilk erkek olan Ali, hayatını İslam’a adamıştır. Peygamberin emri üzerine hicret gecesi onun yatağına yatan ve emanetleri sahiplerine ileten Ali, kısa bir süre içinde peygamberin ardından Medine’ye gitmiş, burada İslam Peygamberi’nin kızı Fatıma ile evlenmiştir. Medine döneminde başlayan ilk küçük çaplı savaşlardan başlayarak neredeyse katılmadığı hiçbir savaş olmaması hasebiyle, savaşçılığı ve cesareti ile bilinen Ali, üçüncü halife Osman bin Affan’ın öldürülmesinin ardından halk tarafından halifeliğe getirilmiştir.
Ali diğer bir kısım dini kişiliklerle birlikte “Ali kültü”nün merkezi kişiliğini oluşturur. Rivayet kültürüne dayalı eserlerde, Ali bilhassa ilmi, cesareti, imanı, dürüstlüğü, adanmışlığı, sadıklığı, cömertliği ve şefkati ile anılmakta olup, batıni Sufi gelenekler için en önemli mistik figürdür. Tarih bilimi açısından islami kişilikler, İslamın erken tarihi, ne zaman ortaya çıktığı, hangi coğrafyada doğup dünyaya yayıldığı konusu günümüzde belirsizliğini korumakta, bu konuda Mekke’nin yanında Petra başta olmak üzere farklı coğrafyalara işaret eden teoriler ileriye sürülmektedir. Tartışmalarda geleneksel anlayışın işaret ettiği Hicaz bölgesi dışında, Petra, Petranın kuzeyinde bir bölge ve Kufe ve Hire (Güney ırak) bölgeleri öne çıkmaktadır.


